Kolektif Bellekten Kişisel Hafızaya
Öztürkmen’in üretim pratiğinde merkezî bir yer edinen “Eleğin Hafızası” serisi, bu sergide yeniden yorumlanarak yer buluyor. Anadolu’nun toprakla, buğdayla ve el emeğiyle kurduğu kadim ilişkiyi temsil eden dev elek formu, geçmişten bugüne taşınan kültürel hafızaya simgesel bir gönderme niteliği taşıyor. Sanatçının ilk kişisel sergisinde de dikkat çeken bu seri, uluslararası kültür mirası ödülleriyle taçlandırılmıştı.
Telin Direncinde Sınırları Aşmak
Sanatçının yurt dışı davetlerinden birinde yaşadığı vize engeli, üretimlerinde yeni bir kavramsal kırılmaya yol açtı. Bu deneyimin ardından “sınır” kavramını merkezine alan Öztürkmen, geçirgen ama dirençli yapısıyla tel malzemeyi öne çıkaran yeni çalışmalarına yöneldi.
“Tel benim için hem sınır hem bağ. Tıpkı geçmişle gelecek arasında durduğumuz o ‘şimdi’ anı gibi,” diyen sanatçı, bu sergide zaman, bellek ve gerçeklik kavramlarını iç içe geçirerek izleyiciyi çok katmanlı bir sorgulama alanına davet ediyor.
Hafiflik ve Direnç Arasında Geçirgen Bir Anlatım
Elek, tül, file ve tel gibi hafif ama etkili malzemelerle çalışan Öztürkmen, bu malzemelerin fiziksel özellikleriyle düşünsel karşılıklarını ustalıkla bir araya getiriyor. İstanbul Pangaltı’daki atölyesinde şekillenen bu yeni dönem işleri, zamanın geçirgenliğiyle belleğin direncini aynı anda hissettiriyor. Telin sert yapısıyla tülün narinliğini buluşturan işler, izleyiciyi hem içine çeken hem de mesafede tutan bir anlatı kuruyor. Bu ikilik, modern insanın gerçeklik algısındaki kırılmaları yansıtan güçlü bir metafora dönüşüyor.
Zamanın ve Algının Sınırlarını Aşan Bir Davet
Multidisipliner yaklaşımıyla tanınan Loya Kader Öztürkmen, bu sergide yalnızca malzemeyle değil, zamanla, mekânla ve izleyiciyle de geçirgen bir ilişki kuruyor. “Dünden Sonra, Yarından Önce, Şimdi” sergisi, izleyeni gerçeklik kavramı etrafında yeni sorularla baş başa bırakırken, gündelik hayatın görünmez sınırlarını da görünür kılmayı amaçlıyor.