Türkiye’de çocukların suça sürüklenme oranlarındaki artış, sosyal politika alanında yeni ve bütüncül çözümleri zorunlu kılıyor. Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş, bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla kaymakamlıklar bünyesinde kurulması planlanan “Suça Sürüklenen Çocuklar (SSÇ) Birimleri” projesini kamuoyuyla paylaştı. Akkuş’un önerisi, risk altındaki çocukların erken aşamada tespit edilerek sokaktan uzaklaştırılmasını, eğitim ve mesleki rehabilitasyon yoluyla topluma yeniden kazandırılmasını hedefliyor.

“Çocukluk, ihmal edildiğinde suç döngüsü derinleşiyor”
Çocukluk döneminin bireyin tüm yaşamını belirleyen kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Taner Akkuş, sosyoekonomik eşitsizlikler, aile içi sorunlar ve çevresel risklerin çocukları suça açık hale getirdiğini vurguluyor. Sokakta çalıştırılan, dilenciliğe zorlanan ya da suç örgütlerinin etkisi altına giren çocukların eğitimden koptuğunu belirten Akkuş, bu sürecin çoğu zaman kalıcı bir suç döngüsüne dönüştüğünü ifade ediyor.
Akkuş’a göre sorun yalnızca bireysel değil; aile yapısı, sosyal çevre ve mevcut sistemdeki yapısal eksiklikler çocuk suçluluğunu besleyen çok katmanlı bir tablo ortaya koyuyor. Mevcut yasal düzenlemelerin rehabilitasyon perspektifi sunduğunu ancak uygulamada suçun tekrarını önlemede yetersiz kaldığını söylüyor.

TÜİK verileri tabloyu netleştiriyor
Çocuk suçluluğundaki artış, resmi verilerle de doğrulanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun son yayımladığı verilere göre, güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeniyle getirilen çocuk sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 13 artarak 202 bin 785’e ulaştı. Çocukların karıştığı toplam olay sayısı ise yüzde 9,8 artışla 612 bin 651 olarak kayda geçti.
Bu olaylarda en yaygın suç türleri yaralama, hırsızlık ve uyuşturucu maddeyle bağlantılı suçlar olurken; mağdur çocuklar arasında yaralama ve cinsel suçların yüksek oranları dikkat çekiyor. Akkuş, bu istatistiklerin erken müdahalenin önemini açık biçimde ortaya koyduğunu belirtiyor.
SSÇ Birimleri nasıl işleyecek?
Taner Akkuş’un önerdiği modele göre, her ilçede kaymakamlık bünyesinde Suça Sürüklenen Çocuklar Birimleri kurulacak. Bu birimler, sosyolog, psikolog, aile danışmanı, din görevlisi, emniyet ve jandarma personeli ile Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarından oluşan multidisipliner ekipler tarafından yönetilecek.
Risk altındaki çocuklar emniyet ve jandarma birimleri aracılığıyla erken aşamada tespit edilecek, dijital takip sistemleri ve düzenli iletişim mekanizmalarıyla süreç yakından izlenecek. Çocuklar ve aileleriyle zorunlu ve sürdürülebilir görüşmeler yapılacak; psikolojik, sosyal ve gerektiğinde ekonomik destekler sağlanacak.
Eğitim ve meslek odağında rehabilitasyon
Projenin merkezinde eğitim yer alıyor. Tespit edilen çocukların Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri’ne yönlendirilmesi öngörülüyor. Bu merkezlerde çocuklar hem teorik eğitim alacak hem de haftanın belirli günlerinde işletmelerde çalışarak gelir elde edecek. Süreç sonunda lise diploması ve mesleki yeterlilik kazanan çocukların, suç ortamlarından uzaklaşıp kalıcı biçimde iş hayatına entegre olmaları amaçlanıyor.
Akkuş, bu yaklaşımın yalnızca bireysel bir kazanım değil, uzun vadede toplumsal güvenlik ve sosyal uyum açısından da güçlü bir yatırım olduğunu ifade ediyor.
Önleyici mekanizmalar ve toplumsal sorumluluk vurgusu
Projede tahliye sonrası çocukların eski riskli çevrelerine dönmesini engelleyecek önlemler de yer alıyor. Denetimli serbestlik süreçlerinde toplum yararına çalışma, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği ve 7/24 danışma hatları bu mekanizmalar arasında bulunuyor. Ayrıca medyanın çocuk suçlarına ilişkin haber dilinde daha caydırıcı ve mağdur odaklı bir yaklaşım benimsemesi gerektiği vurgulanıyor.
Taner Akkuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde 2025 yılında kurulan Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarına da atıf yaparak, önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu söylüyor.
“Bu proje, çocuklara gelecek kapısı açmayı hedefliyor”
Akkuş’a göre SSÇ Birimleri modeli hayata geçirilirse, çocuk suçluluğuna karşı yalnızca cezalandırıcı değil, koruyucu ve dönüştürücü bir sistem kurulabilir. “Çocuklara eğitim, meslek ve umut sunmadan suçla mücadele edemeyiz” diyen Akkuş, projenin resmi kurumlar tarafından benimsenmesi halinde ulusal ölçekte güçlü bir etki yaratabileceğini savunuyor. Resmi veriler ve saha gözlemlerini bir araya getiren bu model, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini merkeze alarak, suç döngüsüne karşı kalıcı bir önleyici kalkan oluşturmayı amaçlıyor.