Orta Doğu'da tansiyonun zirve yaptığı 2026 yılının en sıcak günleri yaşanırken, İsrail ve ABD güçlerinin İran'a yönelik başlattığı saldırılar stratejik ve tarihi noktaları vurmaya devam ediyor. 28 Şubat'tan bu yana süregelen hava harekatının son kurbanı, bölgenin tıp ve bilim hafızası olarak bilinen 100 yılı aşkın geçmişe sahip Pasteur Enstitüsü oldu. İran Sağlık Bakanlığı, Tahran'ın sembol yapılarından biri olan bu merkezin ağır hasar aldığını duyururken; belediye yetkilileri ise sivil yerleşim alanlarındaki yıkımın boyutlarını rakamlarla ortaya koydu. Şehirde on binlerce konutun hasar gördüğü, binlerce ailenin ise tahliye edilmek zorunda kaldığı belirtiliyor.
Küresel Sağlık Mirasına Darbe: Tarihi Pasteur Enstitüsü’nde Ağır Yıkım
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hossein Kermanpour, sosyal medya üzerinden yaptığı acil kodlu açıklamada, 1920 yılında kapılarını açan ve Uluslararası Pasteur Ağı'nın saygın bir üyesi olan enstitünün saldırılarda hedef alındığını doğruladı. Bölgenin en köklü bilimsel araştırma merkezlerinden biri olan binadaki hasarın boyutlarının "çok büyük" olduğunu vurgulayan Kermanpour, bu saldırının sadece bir binaya değil, "uluslararası sağlık güvenliğine" yapıldığını ifade etti.
Sözcü Kermanpour, saldırının Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk ilkelerini açıkça ihlal ettiğinin altını çizerek dünya kamuoyuna sorumluların hesap vermesi için çağrıda bulundu. Yüzyıllık bir tıp mirasının hedef alınması, bilim dünyasında da geniş çaplı bir infiale yol açarken, saldırının bölgedeki aşı ve hastalık araştırma kapasitesine vurulan büyük bir balta olduğu değerlendiriliyor.
Tahran’da Sivil Bilanço Ağırlaşıyor: 33 Bin Konutta Hasar Tespit Edildi
Saldırıların tek hedefi askeri veya stratejik noktalar değil; Tahran'ın sivil yerleşim bölgeleri de bombardımandan nasibini almış durumda. Tahran Belediye Başkanlığı Sözcüsü Abdolmohar Mohammadkhani tarafından yapılan resmi açıklamada, başkent genelinde tam 33 bin konutun saldırılardan doğrudan etkilendiği belirtildi. Hasarın boyutu; kırılan cam ve kapıllardan, komple yıkılma aşamasına gelmiş binalara kadar geniş bir yelpazede seyrediyor.
Mohammadkhani, evleri yaşanılamaz hale gelen binlerce ailenin durumuyla ilgili çarpıcı veriler paylaştı. Yapılan tespitlere göre, şu an itibarıyla 1.869 aile ciddi konut sıkıntısı çekiyor. Belediye, bu ailelerden yaklaşık 1.245'ini acil eylem planı kapsamında 23 farklı konut kompleksine yerleştirdi. Şehirde bir yandan kaos hakimken, diğer yandan 4 binden fazla konutta onarım çalışmalarının başlatıldığı ifade edildi.
Cenevre Sözleşmesi ve Uluslararası Hukuk Tartışmaları Alevlendi
Tahran’ın göbeğindeki Pasteur Enstitüsü gibi sivil ve bilimsel bir merkezin vurulması, uluslararası hukuk çevrelerinde "savaş suçu" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'in tarihi ve tıbbi önemi olan binaları kasten hedef aldığını savunuyor. Sağlık tesislerinin ve araştırma merkezlerinin dokunulmazlığını garanti altına alan uluslararası anlaşmaların hiçe sayıldığını belirten Tahran yönetimi, olayı Birleşmiş Milletler nezdinde gündeme getirmeye hazırlanıyor.
Saldırıların devam ettiği bölgede, insani yardım kuruluşları da büyük bir baskı altında çalışıyor. Hem Pasteur Enstitüsü’ndeki bilimsel çalışmaların durması hem de on binlerce sivilin barınma krizine girmesi, İran’da kısa vadede büyük bir insani krizin kapıda olduğunun sinyallerini veriyor. Bölgedeki diplomatik kaynaklar, saldırıların yoğunluğunun artmasıyla birlikte sivil kaybı ve yapısal yıkımın kontrol edilemez bir noktaya evrilmesinden endişe ediyor.
Başkentte Tahliye ve Yeniden Yapılanma Süreci Nasıl İşleyecek?
Tahran Belediyesi'nin paylaştığı verilere göre, şehirde hayatın normale dönmesi için devasa bir bütçe ve uzun bir zaman dilimi gerekiyor. Hasar gören 33 bin konutun büyük bir kısmının yapısal güvenliğinin sarsılmış olması, binlerce vatandaşın belirsiz bir süre boyunca geçici barınma merkezlerinde kalacağı anlamına geliyor. Mohammadkhani, onarım çalışmalarının devam ettiğini söylese de, devam eden hava saldırıları bu süreci imkansız kılıyor.
Şu an için öncelik, sokakta kalan binlerce ailenin güvenli bölgelere nakledilmesi ve Pasteur Enstitüsü’ndeki kritik tıbbi verilerin kurtarılmasına verilmiş durumda. Ancak her geçen saat artan bombardıman, Tahran'ın modern tarihinin en büyük yıkımlarından birini yaşamasına neden oluyor. Uluslararası toplumun bu tabloya nasıl bir tepki vereceği ve Cenevre Sözleşmesi ihlali iddialarının yargıya taşınıp taşınmayacağı ise merakla bekleniyor.