Yeni Birlik Gazetesi Gündem 185 Ülkenin radarına girdi: Türkiye savunma devler ligi için gün sayıyor!

185 Ülkenin radarına girdi: Türkiye savunma devler ligi için gün sayıyor!

Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Türk savunma sanayii, 185 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla Ankara’yı küresel bir güç merkezine dönüştürürken, 2026 sonunda dünyanın en büyük ilk 10 savunma üreticisi arasına girmeyi hedefliyor.

Ankara, NATO tarihinin en kritik buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, ittifak üyesi ülkelerin savunma kapasitelerinin artırılması masadaki en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Bu kritik süreçte Türkiye, yalnızca askeri personel sayısıyla değil, son 20 yılda yerli ve milli hamlelerle geliştirdiği üstün teknolojik kabiliyetleriyle de ittifakın en stratejik aktörlerinden biri konumunda bulunuyor. Türk mühendislerinin imzasını taşıyan yerli savunma sistemleri, bugün küresel güvenliğin ve müttefik ülkelerin savunma mimarisinin en önemli yapı taşlarından biri haline gelmiş durumda.

Küresel İhracatta Devler Ligi Hedefi: 2026 Vizyonu

Savunma sanayiinde yakalanan ivme, Türkiye’yi ihracat alanında dünyanın en dinamik oyuncularından biri yaptı. 2025 yılında 10 milyar dolar barajını aşarak tarihi bir rekora imza atan sektör, halihazırda dünya genelinde 185 ülkeye ürün tedarik ediyor. Ankara’nın bir sonraki büyük hedefi ise net: 2026 yılı sonu itibarıyla küresel ölçekte savunma sanayii alanında en büyük ilk 10 ülke arasına adını yazdırmak. Bu hedef doğrultusunda hava, kara ve deniz platformlarında vites artıran Türkiye, geleneksel pazarların ötesine geçerek küresel dengeleri değiştiriyor.

Avrupa ve NATO Pazarında Türk İmzası

Türk savunma sanayii ihracatının yaklaşık yüzde 55’ gibi ezici bir oranının NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere gerçekleştirilmesi, yerli teknolojinin ulaştığı yüksek standartları gözler önüne seriyor. İspanya’ya ihraç edilen eğitim uçaklarından Portekiz, Romanya ve Ukrayna için üretilen askeri gemilere kadar çok geniş bir yelpazede başarı öyküleri yazılıyor. Özellikle denizcilik geleneğiyle tanınan Portekiz gibi bir ülkeye askeri gemi satabilmek, Türk tersanelerinin ulaştığı mühendislik kalitesini kanıtlıyor. Bunun yanı sıra Polonya, Ukrayna, Kosova ve Hırvatistan gibi kritik coğrafyalarda görev yapan Türk İHA ve SİHA’ları, Avrupa hava sahasının korunmasında aktif rol üstleniyor. Almanya’da açılan patlayıcı dolum tesisi ile İtalya ve Romanya’da stratejik savunma şirketlerinin satın alınması ise Ankara’nın kıtadaki çok katmanlı varlığını derinleştiriyor.

Afrika’da Güvenliğin Kilidi: Türk Zırhlıları ve Hava Platformları

Afrika kıtasında yerli savunma ürünlerinin kullanılmadığı bölge neredeyse kalmadı. Libya, Somali, Mali, Nijer, Çad ve Fas başta olmak üzere onlarca kıta ülkesi, en zorlu coğrafi ve iklim şartlarında rüştünü ispat etmiş Türk sistemlerine güveniyor. Türk SİHA’larının yanı sıra ATAK helikopterleri ve HÜRKUŞ eğitim uçakları terörle mücadele ile iç güvenlik operasyonlarında kritik roller üstleniyor. Bölgedeki güvenlik mimarisinin zırhlı araç ayağında ise HIZIR, COBRA, Ejder Yalçın ve KİRPİ gibi yüzlerce Türk askeri aracı sahada aktif olarak görev yaparak kıtanın savunma refleksini güçlendiriyor.

Körfez ve Güneydoğu Asya’da Stratejik Ortaklıklar

Orta Doğu ve Türk Dünyası için de "Made in Türkiye" amblemi en güvenilir referans haline geldi. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi kardeş coğrafyalara sadece platform satışı yapılmıyor; bu sistemlerin yerel imkanlarla üretilmesi için teknoloji transferi ve altyapı desteği de sağlanıyor. Körfez bölgesinin devleri Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise elektronik harp sistemlerinden insansız deniz araçlarına kadar en yeni nesil teknolojiler için Ankara’nın kapısını çalıyor. Güneydoğu Asya’da ise Malezya ve Endonezya askeri gemiler ve SİHA’lar için Türkiye’yi tercih ederken, Filipinler uzaktan komutalı silah sistemlerini, Japonya ise kritik Ar-Ge ve teknoloji iş birliklerini Türk şirketleriyle yürütüyor.

Ürün Satışından "Yarım Asırlık Müttefikliğe" Evrilen Strateji

Türkiye’nin küresel pazardaki ayak izi Amerika kıtasına da uzanmış durumda. ABD’de kurulan top mermisi üretim hattının yanı sıra Peru, Şili, Brezilya ve Kolombiya gibi Güney Amerika ülkelerinde deniz ve kara platformlarına yönelik iş birlikleri hızla derinleşiyor. Ankara’nın uyguladığı yeni nesil ihracat modeli, sadece anlık bir ürün satışını değil, "paket halinde" uzun vadeli bir ortaklığı içeriyor. İhraç edilen bir İHA ya da savaş gemisi; beraberinde mühimmat satışını, lojistik desteği, personel eğitimini ve bakım-onarım süreçlerini de getiriyor. Bu durum, alıcı ülkelerle Türkiye arasında neredeyse yarım asır sürecek stratejik bir müttefikliğin kapısını aralayarak savunma sanayiini Türk dış politikasının en güçlü diplomatik anahtarı haline getiriyor.