Ortadoğu'da silahların susmasının ardından gözler bölgedeki askeri hareketliliğe çevrildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD ile varılan ateşkes mutabakatının ardından kamuoyunda yankı uyandıran iddialara ilişkin sessizliğini bozdu. Tahran yönetiminden yapılan resmi açıklama, bölgedeki gerilimin fitilini ateşleyen "meçhul" saldırıların arkasındaki aktörlere dair sert mesajlar içeriyor.
Basra Körfezi’nde İHA ve Füze Hareketliliği: Saldırıları Kim Düzenledi?
Basra Körfezi'nin güney kıyılarında yer alan bazı tesislerin İnsansız Hava Araçları (İHA) ve füzelerle hedef alındığına dair haberler, uluslararası basında geniş yer buldu. Bu gelişme, ateşkesin ihlal edilip edilmediği tartışmalarını beraberinde getirirken, oklar doğrudan İran Silahlı Kuvvetleri'ne çevrildi. Ancak İran kanadından gelen yazılı açıklama, bu iddiaların sahadaki gerçeklikle bağdaşmadığını savunuyor.
İran basınında yer alan bilgilere göre, Devrim Muhafızları stratejik tesisleri hedef alan herhangi bir askeri operasyonun içerisinde olmadıklarını kesin bir dille ifade etti. Yapılan değerlendirmelerde, ateşkes süreciyle birlikte İran ordusunun savunma pozisyonuna geçtiği ve hiçbir komşu ülkeye yönelik atış gerçekleştirilmediği vurgulandı.
Devrim Muhafızları’ndan Net Yanıt: "Hiçbir Ülkeye Atış Yapılmadı"
Devrim Muhafızları Ordusu, ateşkesin başladığı andan itibaren askeri envanterin kullanılmadığını duyurdu. Tahran, bölgedeki istikrarı bozmaya yönelik eylemlerin kendileriyle ilişkilendirilmesine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“İran Silahlı Kuvvetleri, ateşkesin başlamasından şu ana kadar hiçbir ülkeye kesinlikle herhangi bir atış gerçekleştirmemiştir. Eğer bölgedeki saldırı haberleri doğruysa, bu eylemlerin faili biz değiliz.”
Bu açıklama, bölge ülkeleri arasındaki diplomatik dengelerin korunması açısından kritik bir önem taşıyor. İran, kendi sınırları ve etki alanı dışında gerçekleşen patlamaların sorumluluğunu reddederek, spekülasyonların önüne geçmeyi hedefliyor.
ABD ve İsrail İşbirliği mi? Tahran’dan "Siyonist Düşman" Suçlaması
İran tarafı, bölgedeki tesisleri hedef alan İHA ve füze saldırılarının arkasında "provokasyon" amacı güden güçlerin olduğunu iddia ediyor. Devrim Muhafızları, ateşkesi baltalamak isteyen yapıların devreye girmiş olabileceğine dikkat çekerek, hedef tahtasına Washington ve Tel Aviv yönetimlerini koydu.
Açıklamanın en dikkat çekici kısmında, saldırıların muhtemel failleri hakkında şu iddia dile getirildi: “Eğer bu haberler doğruysa, şüphesiz bu eylemler Siyonist düşman ya da Amerika'nın işidir.” Bu çıkış, bölgedeki "false flag" (sahte bayrak) operasyonu ihtimallerini de gündeme taşıdı. İran'a göre, barış ortamını bozmak isteyen dış güçler, İran’ı saldırgan göstermek adına bu tür gizli operasyonlar yürütüyor olabilir.
İran Resmi Kanalları: "Vurursak Biz Duyururuz"
Tahran yönetimi, askeri operasyon şeffaflığı konusunda da yeni bir çizgi belirledi. Devrim Muhafızları, İran Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen her türlü harekatın dünya kamuoyuna resmi kanallar aracılığıyla ilan edileceğini belirtti. Bu yaklaşım, "kayıt dışı" hiçbir saldırının İran tarafından sahiplenilmeyeceği anlamına geliyor.
Resmi bildiride, "İran Silahlı Kuvvetleri tarafından bir hedef vurulması durumunda bu durum resmi şekilde duyurulacaktır" denilerek, resmi makamların onayı ve bilgisi dahilinde olmayan hiçbir eylemin İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilendirilmemesi gerektiği hatırlatıldı. Bu durum, bölgedeki olası kaotik ortamda bilgi kirliliğini önlemek adına atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ateşkes Süreci ve Bölgesel Güvenlik Beklentileri
ABD ve İran arasındaki dolaylı temaslar sonucu ulaşılan ateşkesin geleceği, sahadaki bu tür iddiaların doğrulanmasına bağlı. Basra Körfezi'ndeki enerji hatları ve stratejik noktaların güvenliği, küresel piyasalar için de hayati önem taşıyor. İran’ın "ateş açmadık" savunması, bölgedeki gerginliği bir nebze olsun düşürse de, faili meçhul saldırıların devam etmesi durumunda ateşkesin pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeği değişmiyor.
Önümüzdeki günlerde, saldırıya uğradığı iddia edilen tesislerin hasar tespit raporları ve radar kayıtlarının, bu İHA ve füzelerin nereden kalktığını kanıtlaması bekleniyor. O zamana kadar Tahran, resmi açıklamalarına dayanmayan her türlü suçlamayı "psikolojik harp" olarak nitelendirmeye devam edecek gibi görünüyor.