Yeni Birlik Gazetesi Gündem ABD-İran Geriliminde Rusya Nerede Duruyor, Putin İran’a Neden Askeri Destek Vermiyor?

ABD-İran Geriliminde Rusya Nerede Duruyor, Putin İran’a Neden Askeri Destek Vermiyor?

Putin İran’a neden yardım etmiyor? İsrail’de yaşayan 2 milyon Rusça konuşan kişi Rusya’nın politikasını nasıl etkiliyor? ABD-İran geriliminde Moskova’nın denge stratejisi ve St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki açıklamanın detayları.

ABD ile İran arasında son haftalarda artan askeri ve diplomatik gerilim, “savaş ihtimali” yorumlarını beraberinde getirirken gözler Moskova’ya çevrildi. Rusya’nın, İran’a neden doğrudan askeri yardım etmediği sorusu uluslararası kamuoyunda yeniden gündeme taşındı. Bu tartışmalar sürerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in St. Petersburg Ekonomi Forumu’nda yaptığı ve İsrail’de yaşayan 2 milyon Rusça konuşan kişiye dikkat çektiği açıklama yeniden hatırlandı. Putin’in sözleri, Rusya’nın ABD-İran hattındaki kriz karşısında izlediği denge politikasını anlamak açısından kritik görülüyor.

Putin İran’a Neden Yardım Etmiyor? St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki Açıklama Ne Anlatıyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda kendisine yöneltilen “Rusya neden İran’a daha fazla yardım etmiyor?” sorusuna dikkat çeken bir yanıt vermişti. Putin, İsrail’de yaklaşık 2 milyon Rusça konuşan kişinin yaşadığını hatırlatarak, Moskova’nın bölgedeki adımlarını bu gerçeği dikkate alarak attığını söylemişti.

Putin, “İsrail bugün neredeyse Rusça konuşan bir ülke; Sovyetler Birliği ve Rusya’dan iki milyon insan orada yaşıyor. Bunu dikkate alıyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Bu sözler, Rusya’nın İran’a yönelik tutumunun sadece stratejik değil, demografik ve diplomatik dengelere de dayandığını ortaya koydu.

St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki bu açıklama, ABD-İran geriliminin tırmandığı günlerde yeniden gündeme taşındı. Uzmanlara göre Putin’in sözleri, Moskova’nın Orta Doğu’da tek taraflı bir pozisyon almaktan kaçındığını gösteriyor.

İsrail’deki 2 Milyon Rusça Konuşan Kişi Rusya’nın Politikasını Nasıl Etkiliyor?

Putin’in özellikle İsrail’de yaşayan 2 milyon Rusça konuşan kişiye vurgu yapması, Rusya’nın dış politika hesaplarında diasporanın önemini gözler önüne serdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından İsrail’e göç eden geniş bir Rusça konuşan nüfus bulunuyor.

Kremlin yönetimi, bu topluluğu hem kültürel hem de siyasi açıdan dikkate alıyor. İsrail’in “neredeyse Rusça konuşan bir ülke” olarak tanımlanması, Moskova’nın Tel Aviv ile ilişkilerini koparmak istemediğinin açık bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Bu tablo, Rusya’nın İran’a açık askeri destek vermekten neden uzak durduğunu anlamada önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Moskova, bir yandan Tahran ile stratejik iş birliğini sürdürürken diğer yandan İsrail ile diplomatik ve güvenlik kanallarını açık tutmayı tercih ediyor.

ABD-İran Geriliminde Rusya’nın Denge Politikası Ne Anlama Geliyor?

ABD ile İran arasındaki tansiyon, özellikle İran’ın nükleer programı üzerinden yeniden yükseldi. Washington yönetimi, askeri seçeneklerin masada olduğunu vurgularken, Tahran ise olası bir müdahaleye karşılık vereceğini açıkladı. Bu gelişmeler, iki ülkenin doğrudan çatışmaya her zamankinden daha yakın olduğu yorumlarına yol açtı.

Bu süreçte Rusya’nın pozisyonu dikkatle izleniyor. Moskova, İran’ın nükleer programına siyasi destek verse de doğrudan askeri müdahaleden kaçınıyor. Uzmanlar, Rusya’nın Orta Doğu’da çok katmanlı bir denge politikası yürüttüğünü belirtiyor.

Putin’in St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki açıklaması, bu denge stratejisinin açık bir ifadesi olarak görülüyor. Kremlin, hem İran ile ilişkilerini sürdürmek hem de İsrail ile bağlarını korumak istiyor. ABD-İran hattındaki her sert adımın küresel güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıması da Moskova’nın temkinli hareket etmesine neden oluyor.

Rusya İran’a Askeri Destek Veriyor mu? Nükleer Program Konusunda Tutumu Ne?

Rusya, İran’ın nükleer programı konusunda Batı ile aynı çizgide yer almıyor. Moskova, Tahran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik diplomatik ve siyasi destek açıklamaları yapıyor. Ancak bu destek, doğrudan askeri müdahale anlamına gelmiyor.

Kremlin yönetimi, bölgesel krizlerde genellikle diplomatik çözüm çağrısı yapmayı tercih ediyor. İran’a açık askeri destek verilmemesi, Rusya’nın ABD ile doğrudan bir çatışmaya sürüklenmek istemediği şeklinde yorumlanıyor.

Ayrıca İsrail faktörü, Rusya’nın hareket alanını daraltan bir unsur olarak değerlendiriliyor. İsrail’de yaşayan Rusça konuşan nüfus ve iki ülke arasındaki diplomatik temaslar, Moskova’nın kararlarını şekillendiren başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

ABD-İran Savaşı İhtimali Küresel Dengeleri Nasıl Etkiler?

ABD ile İran arasında olası bir savaş senaryosu, sadece iki ülkeyi değil küresel güçleri de doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Orta Doğu’daki askeri hareketlilik, enerji piyasalarından güvenlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede sonuçlar doğurabilir.

Bu noktada Rusya’nın pozisyonu kritik önem taşıyor. Putin’in İsrail’deki 2 milyon Rusça konuşan kişiye yaptığı vurgu ve St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki açıklamaları, Moskova’nın taraflar arasında ince bir çizgide yürüdüğünü gösteriyor.

ABD-İran gerilimi tırmanırken, Rusya’nın askeri değil diplomatik bir rol üstlenmeyi tercih ettiği anlaşılıyor. Önümüzdeki süreçte Washington ve Tahran arasındaki her adım, Moskova’nın denge politikasını daha da hassas hale getirecek.