Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda yürüttüğü stratejik hamlelere küresel devlerden destek ve devasa üretim öngörüleri gelmeye devam ediyor. ABD merkezli enerji şirketi TransAtlantic Petroleum'un Yönetim Kurulu Başkanı Malone Mitchell, Diyarbakır Havzası'nın uzun vadeli enerji potansiyeline ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulundu. Mitchell; bölgenin konvansiyonel olmayan, yani düşük gözeneklilik ve geçirgenliğe sahip derin kaynaklarının doğru teknolojiyle işlenmesi halinde Türkiye'nin enerji çehresini tamamen değiştireceğini vurguladı.
Yürütülen projeksiyonlara göre, Diyarbakır Havzası uzun vadede günlük 250 bin varil petrol ve 25 milyon metreküpten fazla doğal gaz üretme kapasitesine sahip. Türkiye'nin günlük ortalama petrol tüketiminin 1 milyon varil civarında olduğu düşünüldüğünde, bu bölge tek başına ülkenin toplam tüketiminin dörtte birini sırtlama potansiyeli taşıyor.
Kuzey Amerika Teknolojisi TPAO Ortaklığıyla Sahaya İniyor
Geçtiğimiz yılın mart ayında TPAO, TransAtlantic Petroleum ve Oklahoma merkezli Continental Resources arasında imzalanan ortak girişim anlaşması, meyvelerini vermeye başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın "petrol aramacılığında yeni bir dönem" olarak nitelendirildiği bu işbirliği; bilgi birikimi, sermaye ve yüksek teknoloji transferine dayanıyor.
Şirket, Kuzey Amerika’da kaya gazı ve petrolü üretiminde devrim yaratan "konvansiyonel olmayan" üretim teknolojilerini ve yatay sondaj tecrübesini Diyarbakır Havzası’na taşıyor. Sektörde fark yaratacak bu stratejiyle, çevre dostu ve yüksek verimli bir işletim modeli hedefleniyor.
5 Yılda 25 Yeni Nesil Sondaj Kulesi Kurulacak
Diyarbakır Havzası'ndaki operasyonların planlandığı şekilde ilerlemesi durumunda önümüzdeki 5 yıl içinde sahaya yaklaşık 25 sondaj kulesi indirilecek. Geleneksel dikey kuyuların aksine, bölgede tamamen yatay sondaj teknolojisi kullanılacak.
"Her bir yeni nesil sondaj kulesi, yatay ilerleme kabiliyeti sayesinde 4 ila 5 dikey kuyunun üretebileceği verimliliği tek başına sağlayacak. Bu durum hem maliyetleri düşürecek hem de doğaya verilen yüzey hasarını minimumda tutarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunacak."
Mitchell, 20 yıllık bir projeksiyonda Diyarbakır'ın, Türkiye’nin mevcut tüm aktif kuyularının toplamından daha fazla kuyuya ev sahipliği yapabileceğini öngörüyor. Havzanın doğal gaz ayağında ise günlük 25 ila 50 milyon metreküplük bir üretim hacminin yakalanması işten bile değil. Bu miktar, Türkiye'nin iç piyasadaki gaz talebinin çok önemli bir kısmını doğrudan karşılayabilecek güçte.
"Küresel Çaptaki En Büyük Fırsatımız Türkiye'de"
Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle küresel enerji koridorlarının tam merkezinde yer aldığını ifade eden Malone Mitchell, yabancı yatırımcı gözüyle Türkiye’nin en büyük avantajının "istikrar" olduğunu vurguladı. Uluslararası enerji şirketlerinin artık sadece kaynak büyüklüğüne değil, hukuki ve siyasi öngörülebilirliğe baktığını belirten Mitchell, Türkiye’nin bu konuda yatırımcılara tam bir güven verdiğini söyledi.
TransAtlantic Petroleum olarak dünya genelindeki diğer faaliyetlerini bu projeye odaklanmak adına sınırladıklarını itiraf eden Mitchell, şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:
"TPAO ile kurduğumuz ortak girişim, şu an dünya çapında sahip olduğumuz en önemli ve en büyük fırsat. Amacımız sadece bu projede başarılı olmak değil; TPAO ile küresel ölçekte yeni projelerin de kapısını aralayacak kalıcı bir güven köprüsü inşa etmek. Türkiye'yi bir merkez olarak görerek çevre coğrafyalara açılmayı planlıyoruz ve buradaki güçlü ortaklığımızı Özbekistan gibi ülkelerdeki operasyonlarımızda referans gösteriyoruz."