Okan SARIKAYA - Gülay YÜCEL / NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu bir kez daha görünür kıldı. Rutte, konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek başladı ve zirveye ilişkin memnuniyetini açık biçimde dile getirdi.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu muhteşem salonda bizi ağırladığı için teşekkür ediyorum. Şimdiye kadar her şey mükemmel. Ev sahiplerimizin misafirperverliğinden çok etkilendim” sözleri, yalnızca diplomatik bir nezaket ifadesi değildi.
Ankara’daki zirvenin atmosferi, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığını ve ev sahipliğinin siyasi anlamını da ortaya koyuyordu.
Rutte’nin en dikkat çeken cümlesi ise şuydu: “Türkiye NATO için çok önemli. Savunma için ihtiyacımız olan malzemeyi Türk Savunma Sanayii karşılıyor.”

Bu ifade, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktanın artık yalnızca ulusal bir başarı hikâyesi olarak değil, NATO’nun kapasitesi açısından da stratejik bir unsur olarak görüldüğünü gösteriyor. Rutte, Türkiye’nin NATO’nun en büyük askeri güçlerinden biri olduğunu vurgularken, zirvenin Ankara’da yapılmasının önemine de özellikle dikkat çekti.
- ABD'nin de Türkiye'nin savunma sanayisine ilgisi var
Türkiye’nin savunma sanayisi vasıtasıyla NATO bünyesindeki birçok ülkeye destek sağladığını belirten Rutte, ittifakın Türkiye’nin bu alanda attığı adımlardan halihazırda büyük fayda sağladığını söyledi. Bu değerlendirme, savunma sanayisindeki üretim kapasitesinin ve kabiliyetlerin yalnızca bölgesel değil, okyanus ötesinde de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
Nitekim Rutte, Amerika Birleşik Devletleri’nin de Türkiye’nin savunma sanayisi alanındaki kabiliyetlerine ve projelerine yönelik ciddi bir ilgisinin bulunduğunu kaydetti. Bu ilgi, Ankara’nın savunma alanındaki konumunun NATO içinde daha görünür hale geldiğinin bir başka işareti olarak okunabilir.
Zirvede öne çıkan başlıklardan biri de savunma harcamalarıydı. Rutte, üye ülkelerin savunma harcamalarında yüzde 5 hedefine ulaşma yolunda net, sağlam ve güvenilir planlar sunmasını beklediğini ifade etti. NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını artırdığını belirten Genel Sekreter, güçlü bir Avrupa’nın güçlü bir NATO anlamına geldiğini vurguladı.
- "Tehdit gerçek, Ukrayna’nın desteğe ihtiyacı var"
Konuşmada Ukrayna başlığı da geniş yer tuttu. Rusya’dan Ukrayna’ya yönelik tehdidin gerçekliğine dikkat çeken Rutte, Ukrayna’nın özellikle hava savunma noktasında acil desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Dün gece yaşanan saldırılara değinirken, “Dün gece yaşananlar; Ukrayna’daki masum sivillere, altyapıya ve şehirlere yönelik ayrım gözetmeyen bir saldırıydı. İnsanlar hayatını kaybetti. Ancak Rusya bu savaşı bu şekilde asla kazanamaz” ifadelerini kullandı.
Rutte’ye göre Rusya, cephede yaklaşık 35 bin askeri üniformalıyı kaybetmesine rağmen saldırganlığını sürdürüyor. Genel Sekreter, askeri açıdan bu tablonun Ukrayna’nın sahadaki başarısını, Rus ekonomisini zorladığını ve Rusya’nın kritik savunma sanayi kapasitesini derinlemesine hedef aldığını gösterdiğini aktardı.
Savunma yatırımlarının yalnızca güvenlik boyutuna değil, ekonomik etkilerine de dikkat çeken Rutte, yıllar boyunca yapılan yatırımların ittifakın kapasitesini artırdığını ve NATO’nun caydırıcı olmak zorunda olduğunu ifade etti. Yeni sözleşmelerin yalnızca güvenliği güçlendirmeyeceğini, aynı zamanda ekonomilerin büyümesine, yenilikçiliğe ve Atlantik’in her iki yakasında yüz binlerce kişiye istihdam sağlanmasına katkı sunacağını belirtti.
- Arkansas’tan Ankara’ya savunma yatırımları
Bu noktada kullandığı “Arkansas'tan Ankara'ya kadar olan bölgede savunma sanayi yatırımlarımızla ekonomilerimizi de güçlendireceğiz” ifadesi, savunma sanayisinin artık güvenlik kadar ekonomi, üretim ve istihdam başlıklarıyla da değerlendirildiğini gösteriyor.
Rutte, konuşmasında bölgesel ve küresel güvenlik başlıklarına da değindi. İngiliz savaş gemisine yaklaşan Rus hava aracının Rusya’nın ne kadar amatör olduğunu gösterdiğini belirten Genel Sekreter, İngiltere’nin bu durumu başarılı bir şekilde engellediğini söyledi. Çin konusunda naif olunmaması gerektiğinin altını çizen Rutte, Pasifik’teki gelişmelerin transatlantik güvenliği açısından da önemli olduğunu ifade etti.
- Küresel tehditler ve Trump ile mutabakat
Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın halihazırda gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 4’ünü savunma ve güvenlik yatırımlarına ayırdığını hatırlatan Rutte, “Başkan Trump da aslında ilk defa Avrupalıların ve Kanadalıların aynı harcamayı yapması gerektiğini söyleyen ilk lider oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret trafiğini devam ettirmede Başkan Trump ile mutabık kaldık” açıklamasında bulundu.
Ankara’daki zirve, yalnızca bir diplomasi trafiği değil; savunma, güvenlik, ekonomi ve ittifak dengeleri açısından da dikkatle okunması gereken bir tablo sundu. 32 müttefik ülke; Ukrayna, Avrupa Birliği, Hint-Pasifik bölgesi ve Körfez’den ortaklarla birlikte önümüzdeki iki gün boyunca NATO’nun görevini kararlılıkla sürdürmesini sağlamak amacıyla çalışmalarına devam edecek.
Ankara’da yapılan açıklamaların en güçlü cümlesi hafızada kaldı:
“Savunma için ihtiyacımız olan malzemeyi Türk Savunma Sanayii karşılıyor.”
Bu ifade, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ağırlığının artık yalnızca Ankara’dan değil, NATO’nun en üst düzeyinden de açık biçimde ifade edildiğini gösteriyor.