Ömer Çelik, Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından yaptığı açıklamalarla uluslararası gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Dış politika başlıklarında bölgesel istikrar, egemenlik, uluslararası hukuk ve insani sorumluluk vurguları öne çıktı. Çelik’in mesajları, Türkiye’nin kriz bölgelerine yaklaşımındaki temel ilkeleri bir kez daha ortaya koydu.
İran’daki Gelişmeler Türkiye Açısından Neden Kritik?
Ömer Çelik, İran’da yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından son derece hassas bir konu olduğunu belirtti. Komşu ülkede ortaya çıkabilecek bir kaos ortamının bölgeyi derinden etkileyeceğine dikkat çeken Çelik, bu tür senaryoların kesinlikle istenmediğini vurguladı. Türkiye’nin yaklaşımının, komşuların iç işlerine saygı ve bölgesel istikrarın korunması ekseninde şekillendiğini ifade etti.
Çelik, İran’da yaşanabilecek sorunların İran halkının milli iradesiyle çözülmesi gerektiğinin altını çizerek, özellikle dış müdahalelerin ve dış aktörlerin kışkırtıcı hamlelerinin daha büyük krizlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu değerlendirme, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu “bölge sorunları bölge halkları tarafından çözülmelidir” anlayışını yansıtıyor.
Venezuela Mesajı: Egemenlik ve Meşruiyet Vurgusu
MYK sonrası açıklamalarda öne çıkan bir diğer başlık ise Venezuela oldu. Ömer Çelik, Venezuela’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde uluslararası hukuk ve siyasi meşruiyet kavramlarını ön plana çıkardı. Çelik, herhangi bir ülkenin siyasi meşruiyetinin dış müdahalelerle zedelenmesini kabul etmediklerini açık bir dille ifade etti.
Venezuela halkının kendi kaderinin sahibi olduğunu vurgulayan Çelik, dışarıdan dayatmalarla yönetim değişikliği oluşturulmasının doğru olmadığını belirtti. Bu açıklamalar, Nicolás Maduro yönetimine yönelik uluslararası tartışmaların sürdüğü bir dönemde, Türkiye’nin egemenlik temelli dış politika yaklaşımını net biçimde ortaya koydu.
Suriye’de Güvenlik ve İstikrar Mesajı
Ömer Çelik, bölgesel gelişmeler kapsamında Suriye’de yaşanan son olaylara da değindi. Sivil yerleşim alanlarına ve konutlara yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu belirten Çelik, Suriye hükümetinin bu saldırılara karşı gereken tavrı aldığını ifade etti. Bundan sonraki sürecin istikrarla sonuçlanmasının Türkiye’nin temel temennisi olduğunu dile getirdi.
Çelik, özellikle terör örgütünün 10 Mart Mutabakatı’na uyması gerektiğini defalarca dile getirdiklerini hatırlattı. Buna rağmen, sivil yerleşim alanlarına ve konutlara yönelik saldırıların gerçekleştiğini, çok sayıda kamu kurumunun hedef alındığını söyledi.
Bu saldırıların Suriye’de sıkıntılı ve tehlikeli bir tablo ortaya çıkardığını belirten Çelik, Suriye hükümetinin bu gelişmeler karşısında tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Türkiye açısından en temel temenninin, bundan sonraki sürecin istikrarla sonuçlanması olduğunu dile getirdi.
“10 Aydır Müzakere Alanlarından Kaçıyorlar”
Ömer Çelik, Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve iç barışının Türkiye için son derece hassas konular olduğunu özellikle vurguladı. 10 Mart Mutabakatı’na uyulması halinde herhangi bir sorun kalmayacağını ifade eden Çelik, buna rağmen terör örgütünün yaklaşık 10 aydır çeşitli müzakere alanlarından kaçtığını ve sürece karşı olumsuz bir tutum sergilediğini söyledi.
Bu tutumun yalnızca sahadaki örgüt yapılanmasıyla sınırlı olmadığını belirten Çelik, bazı soykırımcı siyaset odakları tarafından cesaretlendirilen bir çizginin devrede olduğunu dile getirdi. Ayrıca Kandil’in doğrudan müdahalesiyle süreci çatışmaya sürüklemek isteyen bir hattın açıkça görüldüğünü ifade etti. Olayların büyümemesi ve daha fazla kan dökülmemesi için sahada önleyici adımlar atıldığını, bu kapsamda bölgeye otobüsler gönderildiğini de sözlerine ekledi.
“Terör Gündemden Kalkacak, Tek Suriye İlkesi Sürecek”
Çelik’in açıklamalarında en dikkat çeken vurgulardan biri ise terörle mücadele konusunda oldu. Suriye’nin birliği ve egemenliğinin vazgeçilmez olduğunu belirten Çelik, bu çerçevede Kürt vatandaşların Suriye’nin ayrılmaz ve eşit bir parçası olduğunun altını çizdi. Sorunun Kürtlerle değil, terörle ilgili olduğunu net bir şekilde ifade etti.
“Terör gündemden kalkacak” diyen Çelik, 10 Mart Mutabakatı kapsamında gerekli adımların atılacağını ve tek bir Suriye, tek bir devlet ilkesi doğrultusunda yol alınacağını söyledi. Bu sürecin, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu “Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” vizyonunun ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
Gazze Uyarısı: Yeni Bir Sınır Dayatması Kabul Edilemez
Konuşmasında Gazze’ye de özel bir parantez açan Ömer Çelik, bölgeye yönelik insani yardımların artırılması gerektiğini vurguladı. Gazze’ye daha fazla yardım girmesi için uluslararası toplumun daha güçlü destek vermesi gerektiğini ifade eden Çelik, insani krizlerin siyasi hesapların gölgesinde kalmaması gerektiğinin altını çizdi.
İsrail’in Gazze içerisinde “sarı hat” üzerinden yeni bir sınır oluşturmaya çalıştığını belirten Çelik, bunun son derece yanlış ve tehlikeli bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Bu adımın, Gazze’nin işgalini meşrulaştırma girişimi anlamına geldiğini söyleyen Çelik, bunun asla kabul edilemeyeceğini net bir dille ifade etti.
Bu değerlendirme, Türkiye’nin Gazze konusunda işgale karşı, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde duruşunu sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
“Kim Diyorsa Yalan Söylüyor”
Ömer Çelik, Türkiye’nin hem içeride hem de dış politikada mezhepsel ve etnik hassasiyetler konusunda son derece net bir duruş sergilediğini vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir şekilde Dürzi, Alevi, Şii ya da herhangi bir inanç ve etnik gruba kötü gözle bakılmasına izin vermeyeceğini ifade eden Çelik, bu konuda devletin duruşunun tartışmasız olduğunu söyledi.
Kendilerini belirli mezhep veya etnik grupların temsilcisi gibi gösteren bazı yapıların gerçekte bu topluluklarla hiçbir bağının olmadığını dile getiren Çelik, bu kişilerin terör faaliyetleri yürütmeye çalıştığını belirtti. Çelik, terör unsurlarına müdahale edildiğinde bunun bilinçli şekilde “bir mezhep grubuna saldırı” gibi sunulmasının açık bir manipülasyon olduğunu ifade etti.
Terör Örgütlerinin Tehlikeli Oyunu
Çelik, terör örgütlerinin etnik ve mezhepsel kimlikleri kalkan olarak kullandığını belirterek, bu yöntemin bölgede ve Türkiye kamuoyunda sıkça başvurulan bir propaganda aracı olduğunu söyledi. Terör unsurlarına yönelik operasyonların çarpıtıldığını vurgulayan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
Kime karşı operasyon yapıldığı çok nettir. Terör örgütlerine müdahale edildiğinde “Kürtlere müdahale ediliyor” diyenler yalan söylüyor. “Alevilere kötülük yapılıyor” diyenler de yalan söylüyor.
Bu açıklamalarla Çelik, Türkiye’nin mücadelesinin etnik ya da mezhepsel değil, doğrudan terörle ilgili olduğunu bir kez daha netleştirdi.
“Alevi Canlarımızla Biriz, Beraberiz”
AK Parti’nin Alevi vatandaşlara yaklaşımı konusunda da net mesajlar veren Ömer Çelik, partisinin bu konudaki hassasiyetini her fırsatta açıkça ifade ettiğini söyledi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminden bu yana Alevi vatandaşlara yönelik sergilediği kapsayıcı yaklaşımın herkes tarafından bilindiğini vurguladı.
AK Parti’ye yönelik olarak Alevi vatandaşlar üzerinden yürütülen siyasi tartışmaları kesin bir dille reddeden Çelik, “Biz Alevi canlarımızla da biriz, beraberiz” ifadesiyle bu konudaki duruşlarının tartışmaya kapalı olduğunu dile getirdi.
“Emeklimizi Asla Yalnız Bırakmayacağız”
Ömer Çelik’in açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise emekliler oldu. Emeklilere yönelik hassasiyetin AK Parti’nin temel önceliklerinden biri olduğunu vurgulayan Çelik, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da emeklilerin yalnız bırakılmayacağını ifade etti.
Bütçe imkanları ve uygulanan ekonomik program çerçevesinde emeklilerle ilgili adımların atılmaya devam edeceğini belirten Çelik, çiftçiler için de benzer bir yaklaşımın sürdürüldüğünü söyledi. Emekliler üzerinden kullanılan saygısız ifadelerin ise bu söylemleri kullananların kendi siyasi sicillerine yazıldığını vurguladı.
Toplumsal Birlik ve Sosyal Hassasiyet Vurgusu
MYK sonrası yapılan bu açıklamalarla Ömer Çelik, Türkiye’nin toplumsal birlik, eşit yurttaşlık, mezhepler üstü siyaset ve sosyal adalet konularında kararlı bir çizgide olduğunu ortaya koydu. Terör örgütlerinin kimlikler üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarına karşı net bir duruş sergileyen Çelik, hem Alevi vatandaşlar hem de emekliler konusunda AK Parti’nin tavrının açık ve değişmez olduğunu vurguladı.