Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2009 yılında aracında ölü bulunan ve kayıtlara 'intihar' olarak geçen eski Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay'ın ailesiyle kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Oktay'ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay'ı makamında ağırlayan Bakan Gürlek, olayın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı bünyesinde titizlikle ve yeni teknolojiler kullanılarak yeniden ele alındığını bildirdi.
Bakan Gürlek: "2007-2010 Yılları Arasındaki Olaylara İyi Bakıyoruz"
Görüşmede Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yürüttüğü çalışmalara dikkat çeken Adalet Bakanı Akın Gürlek, ailelerin aktardığı ilk gözlemlerin ve bilgilerin soruşturmanın seyri açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Oktay’ın hayatını kaybettiği dönemin FETÖ’nün yapılanma sürecine denk geldiğini vurgulayan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
"O tarihlerde Sayın Müdürümüz, FETÖ'nün radarındaydı. Vazifesini yaptığı dönem, örgütün tam palazlanmaya başladığı zaman, 2009 yılı. Özellikle 2007-2010 yılları arasındaki olayları çok ayrıntılı inceliyoruz. Hrant Dink, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti ve ardından Behçet Oktay'ın ölümü... Bu tarihlere iyi bakmak lazım. Burada FETÖ'nün parmak izi çıkabilir mi? Çünkü genelde bir organize eylem olabiliyor."
Günümüz Teknolojisiyle Baz Sinyalleri ve İlk Müdahale İncelemede
Olayın gerçekleştiği tarihteki imkanların ötesine geçildiğini ifade eden Bakan Gürlek, birimin profesyonel kadrosuyla dosyayı farklı bir gözle yeniden incelediğini aktardı. Olay gününe dair genişletilmiş bir bölgesel baz istasyonu taraması yapılacağını belirten Gürlek; bölgedeki telefon sinyallerinin, geçmiş kamera görüntülerinin, irtibatlı kişilerin ve olay yerine ilk müdahale eden polislere dair kayıtların tek tek inceleneceğini açıkladı.
Bakanlık bünyesindeki birimin bugüne kadar 27 ayrı dosyada 30 faili ortaya çıkardığını hatırlatan Gürlek, devletin bu olayın peşini bırakmayacağını ve karanlıkta hiçbir nokta kalmayacağını vurguladı.
Aileden Çarpıcı İddialar: "Dosyayı İncelemeden Kapattılar"
Görüşmede söz alan Behçet Oktay'ın kız kardeşi Şule Oktay, dönemin FETÖ güdümlü medyasında ağabeyine yönelik sistemli bir yıpratma kampanyası yürütüldüğünü ifade etti. Olay gününün ardından sürecin yangından mal kaçırır gibi kapatıldığını savunan Şule Oktay, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Olay günü kapımız çalındı ve 'Behçet Oktay intihar etti' denilerek jet hızıyla biletlerimiz alındı. Soruşturma bir hafta içinde bitirildi, bizim bilgimize dahi başvurulmadı. İki cep telefonuna dosyada yer verilmedi, kasasının anahtarı götürüldü. Ağabeyim sağ eliyle çay bile karıştırmazdı ancak her iki elinde de barut artığı olduğu iddia edildi. Dosya hiçbir ciddi inceleme yapılmadan kapatıldı."
"Silahtaki Mermiler Babama Ait Değildi"
Behçet Oktay'ın oğlu Burak Oktay ise babasının silahındaki detaylara ve yaşadıkları çevredeki şüpheli durumlara dikkat çekti. Babadan kalma yedek şarjördeki mermiler ile silahtan çıkan mermilerin uyuşmadığını belirten Burak Oktay; oturdukları lojmandaki komşularının ve babasının korumalarının büyük bölümünün sonradan FETÖ'den firar ettiğini söyledi. Babasının hayattayken 'Hizbullah militanı' bahanesiyle usulsüzce dinlendiğini de sözlerine ekleyen aile üyeleri, dosyanın yeniden açılmasından dolayı Adalet Bakanı Akın Gürlek’e teşekkürlerini iletti.