Yeni Birlik Gazetesi Gündem Algı silahı devrede: Kamışlı neden bir anda 'Rojava' oldu?

Algı silahı devrede: Kamışlı neden bir anda 'Rojava' oldu?

Sosyal medyada estetik videolarla parlatılan “Rojava” söylemi, masum bir kültür paylaşımı değil; Kamışlı üzerinden yürütülen sistemli bir meşrulaştırma girişimi. Folklor, kadın figürleri ve romantik dil, terör gerçeğini gizlemek için devrede.

NİLSU ÇAKIROĞLU

“Rojava” Masalı Nasıl Pazarlanıyor?

Son dönemde TikTok ve Instagram’da karşımıza çıkan o “romantik” videoları fark ettiniz mi? Gün batımında örülen saçlar, yerel ezgiler eşliğinde yapılan ritüeller, “özgürlük” temalı kadın figürleri… İlk bakışta masum birer kültürel paylaşım gibi duran bu içeriklerin merkezinde tek bir kelime özellikle parlatılıyor: “Rojava.”

Peki, dijital dünyada estetik bir kılıfla sunulan bu isimlendirme gerçekten sadece bir coğrafi terim mi, yoksa Türkiye’nin sınır güvenliğine sessizce kurulan bir algı hattı mı?

Bir Kelime, Bin Plan

Türkiye açısından bu bölgenin adı nettir ve tarihten bugüne değişmemiştir: Kamışlı. 

Suriye’nin kuzeyindeki bu toprak parçası bugün uluslararası bir algı yönetimiyle yeni bir kimlik altına sokulmaya çalışılıyor. Sosyal medya algoritmaları; çiçekli elbiseleri, gülen yüzleri ve otantik müzikleri önümüze düşürürken, zihinlere bir haritayı fark ettirmeden kazımayı hedefliyor. Ne yazık ki bu akıma aynı topraklarda yaşadığımız şarkıcılar, oyuncular ve milletvekilleri de katılıyor. 

Bu, sıradan bir içerik üretimi değil. Bu, bilinçli bir dil dayatmasıdır.
Bugün “Rojava” kelimesini romantize edenler, yarın bu hayali bölgeyi meşrulaştırılmış bir siyasi yapı olarak masaya sürmenin zeminini hazırlıyor.

Terörün “Soft Power” Makyajı

Sahadaki gerçek, sosyal medyada parlatılan o yumuşak ışıktan çok farklı. Uluslararası raporlar, bu yapıların PKK/YPG ile olan organik bağını defalarca ortaya koymuşken; dijital dünyada karşımıza “terörden arındırılmış, seküler ve özgürlükçü” bir masal çıkarılıyor.

Amaç açık: Batı kamuoyunda ve Türkiye’de özellikle genç zihinlerde “sempatik, mağdur bir komşu” algısı oluşturmak.
Yöntem net: Silahın ve şiddetin yerini folklorun, sanatın ve kadın hakları söyleminin alması.

Ortada silahların sustuğu bir tablo yok; sadece kamufle edildiği bir dönem var.

Algı Masası, Beka Meselesi

Paylaşılan bu videolar, Türkiye’nin sınırlarının hemen ötesinde kurulan bir algı masasının ürünüdür. Bu masa, terör gerçeğini magazinleştirmeyi, güvenlik tehdidini estetik bir akıma dönüştürmeyi hedefliyor. Mesele bir kültür tanıtımı değil; zihinsel bir normalleştirme süreci.

Ankara’nın Radarı ve Milli Hafıza

Türkiye, bu isimlendirme ve meşrulaştırma oyununu daha önce de gördü. Irak'ın kuzeyi sürecinden bugüne devlet aklı şunu çok net biliyor:

İsimler üzerinden coğrafya inşa edilemez!

Kamışlı üzerinden yürütülen bu operasyon, Türkiye’nin güvenlik duvarına çarpmaya mahkum. Çünkü burada tartışılan yalnızca bir kelime değil: Egemenliktir, sınırdır, devlettir.

Vatandaşlık Sorumluluğu: Kanmamak ve Anlatmak

Sosyal medyada beğeni rekorları kıran o videoların altına “ne kadar otantik” diye yorum yapmadan önce durup düşünmek gerekiyor. O saç örgüleri, gerçekten bir kültürü mü anlatıyor; yoksa bir terör koridorunun üzerini mi örtüyor?

Unutmamak gerekir:
Rojava değil, Kamışlı.
Halk iradesi değil, terör yapılanması.
Romantizm değil, devletin sarsılmaz gerçekliği.

Bu yüzden mesele bir akım değil, bir duruştur.
Ve bu topraklarda neyin ne olduğunu en iyi biz biliyoruz.