Almanya'da çocuk refahını koruma misyonuyla hareket eden Gençlik Dairesi (Jugendamt), son yıllarda özellikle göçmen ve yabancı kökenli aileler için aşılması zor bir bürokratik duvara dönüşmüş durumda. Yılda yaklaşık 60 bin çocuğun koruma altına alındığı ülkede, uzun süren yargılamalar ve kültürel kodların yanlış okunması, çocukların biyolojik ailelerine geri dönüşünü neredeyse imkansız hale getiriyor.
Konunun uzmanları, sistemin teoride aileye dönüşü mümkün kılsa da uygulamada çocukları kendi kültürlerinden ve ebeveynlerinden tamamen kopardığına dikkat çekiyor.
Dil ve Kültür Bariyeri Aileleri Yakıyor
Almanya'da Jugendamt davalarında uzun yıllardır savunmanlık yapan avukat Fatih Zingal'a göre, sistemdeki en büyük tıkanma noktalarından biri iletişim ve sembolik dilin yanlış yorumlanması. Özellikle Orta Doğu ve Doğu kültürlerine ait mecazi ifadelerin veya disiplin algılarının Alman hukuk sistemine doğrudan tercüme edilmesi, mahkemelerde "ciddi bir tehdit veya şiddet" unsuru olarak algılanabiliyor.
Zingal, göçmen ailelerin çoğunlukla tam olarak neyle suçlandıklarını bile anlamadan kendilerini ağır bir yargılama sürecinin içinde bulduklarını belirtiyor. Bu süreçte koruma altına alınan çocukların anne ve babalarıyla görüşmelerinin ayda sadece bir saatle sınırlandırılması ve bu görüşmelerin devlet gözetiminde yapılması, çocuk ile aile arasındaki duygusal bağı kopma noktasına getiriyor.
"Çocuk Artık Ailesini Tanımıyor" Söylemi Bir Tuzak mı?
Sürecin uzaması, çocukların yerleştirildiği koruyucu aile sisteminde de ciddi krizlere yol açıyor. Almanya'da yeterli sayıda Müslüman veya Türk koruyucu aile bulunmaması nedeniyle çocuklar tamamen farklı kültürel ve dini dinamiklere sahip ailelerin yanına veriliyor.
Hukuki sürecin aylarca, bazen yıllarca sürmesi durumunda ise geri dönüş süreci bir çıkmaza giriyor. Zamanla biyolojik anne ve babasına yabancılaşan çocuklar için pedagojik raporlarda "Çocuk artık öz ailesine dönmek istemiyor" ibaresi yer almaya başlıyor. Koruyucu ailelerin de çocuğa alışarak geri vermek istememesi, biyolojik ailelerin haklı olsalar bile evlatlarını tamamen kaybetmelerine zemin hazırlıyor.
İlk 24 Saat Kritik: İşbirliği Protokolü Hayat Kurtarabilir
Mahkemelerde çocuk davaları üzerine bilirkişilik yapan Ender Beyhan Bilgin ise ailelerin sistem hakkındaki bilgi eksikliğine vurgu yapıyor. Okullarda, kreşlerde ve sosyal alanlarda görev yapan pedagogların, çocuklardan gelen en ufak bir şikayeti dahi Jugendamt’a bildirmekle yükümlü olduğunu hatırlatan Bilgin, acil koruma kararlarının ardından yaşanan süreci şöyle özetliyor:
"Kurum bir ihbar aldığında genellikle cuma günü çocuğu alır ve hafta sonu aileye bilgi verilmez. Pazartesi günü kuruma çağrılan aileler, çevre kulaktan dolma bilgilerle onları doldurduğu için öfkeli şekilde kuruma giderler. Oysa ilk aşamada Jugendamt’ın sunduğu işbirliği protokolünü imzalamak hayati önem taşır. Eğer uzlaşma reddedilirse, kurum 24 saat içinde mahkemeden velayet hakkının kısıtlanması kararını çıkartır ve Münih gibi büyük şehirlerde ilk duruşma günü 6 ay sonrasına verilebilir. Aile haklı çıksa bile çocuk o yarım yılı yurtta geçirmek zorunda kalır."
Sünnet Sohbeti "Taciz Şüphesi" Sayıldı
Kültürel farklılıkların ne denli büyük uçurumlara yol açabileceğine dair çarpıcı bir örnek paylaşan bilirkişi Bilgin, meslek hayatında karşılaştığı bir vakayı aktardı. Hastanede bir dedenin torununa yönelik geleneksel sünnet ritüeliyle ilgili yaptığı masum bir konuşmanın, hastane personeli tarafından "cinsel taciz şüphesi" olarak kayıtlara geçirildiğini belirten Bilgin, ancak Türk kültürünü bilen bir uzmanın araya girerek durumu açıklamasıyla büyük bir aile faciasının eşiğinden dönüldüğünü ifade etti.
Sistemdeki yapısal sorunları çözmek ve Alman makamlarının kültürel körlüğünü aşmak amacıyla Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) desteğiyle yeni bir adım atılıyor. Almanya genelinde Türk ve Müslüman kültürünü, dilini ve aile yapısını yakından tanıyan çocuk avukatları ve bilirkişiler yetiştirilerek, gelecekte yaşanabilecek yanlış anlaşılmaların ve bürokratik mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedefliyor.