Ankara, uluslararası güvenliğin geleceğinin masaya yatırıldığı kritik bir strateji buluşmasına ev sahipliği yaptı. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) ile dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarından Chatham House’un ortaklaşa düzenlediği etkinlikte konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa’nın güvenlik mimarisine ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulundu. Fidan, kıta güvenliğinin sadece Avrupa Birliği (AB) eksenli bir yaklaşımla sağlanamayacağını belirterek, Türkiye’nin bu süreçteki kurucu ve merkezi rolüne dikkat çekti.
"Reaksiyon Veren Değil, Vizyon Üreten Bir NATO"
Konuşmasında NATO’nun yeni dönem stratejilerine geniş yer ayıran Bakan Fidan, ittifakın sadece mevcut kriz ve tehditlere anlık tepkiler veren bir yapıdan sıyrılması gerektiğini vurguladı. Güvenlik politikalarında uzun vadeli ve bütüncül bir vizyonun şart olduğunu ifade eden Fidan, NATO’nun önümüzdeki süreçte "stratejik kapasite inşasına" odaklanmasının hayati bir zorunluluk olduğunu kaydetti.

Trump’ın Katılımı Kriz Beklentilerini Dağıttı
ABD ile Avrupa hattında yaşanan dönemsel gerilimlere de değinen Dışişleri Bakanı, bu anlaşmazlıkların kontrol dışı bir krize dönüşmeyeceği konusunda iyimser bir tablo çizdi. Sürecin rasyonel bir şekilde yönetilebileceğini belirten Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi’ne katılım göstermesinin, olası pürüzlerin giderilmesi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Zirveye giden yoldaki en büyük eşiğin Trump’ı katılım noktasında ikna etmek olduğunu ifade eden Fidan, bu zorlu aşamanın başarıyla geçildiğini aktardı.
Savunma Sanayisinde Türkiye ve İngiltere Vurgusu
Avrupa’nın savunma kapasitesinin yalnızca AB merkezli projelerle sınırlı tutulmasının bir hata olacağının altını çizen Hakan Fidan, Ankara’nın ve Londra’nın bu denklemdeki ağırlığına dikkat çekti. Türkiye ve İngiltere gibi köklü ve güçlü savunma sanayisine sahip ülkelerin, Avrupa güvenliğinin doğal, ayrılmaz ve gerekli aktörleri olduğunu belirtti.
Ukrayna krizine de değinen Fidan, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine olan güçlü desteğini yinelerken, madalyonun diğer yüzünde Rusya ile diplomatik temas ve diyalog kanallarının açık tutulmasının kıta istikrarı için stratejik bir gereklilik olduğunu hatırlattı.

"Yük Paylaşımı Tehdit Değil, Stratejik Sorumluluktur"
Washington’dan yükselen "külfet paylaşımı" ve savunma harcamalarının artırılması yönündeki çağrıların Avrupa kanadında bir psikolojik baskı unsuru olarak algılanmaması gerektiğini savunan Fidan, Avrupa ülkelerine daha fazla sorumluluk alma çağrısında bulundu. Bakan Fidan, Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini geliştirmesinin hem NATO’nun geleceği hem de kıtanın "stratejik dayanıklılığı" için elzem olduğunu sözlerine ekledi. Zirve atmosferine de değinen Fidan, karşılıklı suçlama psikolojisinin öne çıkmayacağı, yapıcı bir liderler zirvesi beklendiğini ifade etti.