Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Yunanistan ve Avrupa medyasında yer alan, Türk hava unsurlarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği yönündeki iddialara sert ve net bir yanıt verdi. Yapılan resmi açıklamada, asılsız iddiaların tamamen uluslararası kamuoyunu yanıltmaya ve provokasyon yaratmaya yönelik olduğu vurgulandı.
DMM, sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılan ve bazı basın organlarında hızla yayılan "Türk uçakları Yunan hava sahasını ihlal etti" iddialarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını belirterek, bölgedeki askeri hareketliliğin gerçek nedenini kronolojik verilerle paylaştı.
Gerçek Ortaya Çıktı: İhlali Rum Yönetimi Yaptı
Ankara'dan yapılan açıklamaya göre, 7 Haziran 2026 tarihinde yaşanan hareketliliğin arkasında, Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) hattında uçuş yapan hava araçlarının sınır ihlali yer alıyor. Söz konusu rotada seyreden 6 hava trafiğinden 4'ünün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını açıkça ihlal ettiği tespit edildi.
Bu sınır ihlali üzerine, KKTC'de konuşlu bulunan ve alarm reaksiyon (A/R) nöbeti tutan 2 Türk F-16 savaş uçağı, güvenlik prosedürleri gereği tedbir amaçlı olarak derhal havalandı.
"Hiçbir Taciz Yaşanmadı, Jetlerimiz Kendi Sınırlarımızdaydı"
Türk jetlerinin sadece KKTC hava sahası içerisinde görev icra ettiğinin altını çizen Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rum kesiminin hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin ya da bahsi geçen bakan uçaklarına yönelik bir taciz girişiminin kesinlikle söz konusu olmadığını belirtti.
Açıklamada ayrıca, Yunan medyasında iddia edilen bir diğer konu olan Ege’deki uçuşlara da açıklık getirildi. 6 Haziran 2026'da Hava Kuvvetleri Komutanlığının 115'inci Kuruluş Yıldönümü ve "Gençlik ve Havacılık Festivali" kapsamında yapılan tüm uçuşların, planlı bir şekilde 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı bölgesinde gerçekleştirildiği ve Yunanistan sınırlarının hiçbir şekilde zorlanmadığı aktarıldı.
Cumhuriyetin ve KKTC'nin hava sahası güvenliğini koruma kararlılığını yineleyen DMM, bölgede gerilimi tırmandırmak amacıyla ortaya atılan bu tür asılsız iddialara uluslararası kamuoyunun itibar etmemesi gerektiği çağrısında bulundu.