Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) hattında "Ortak Anlayış" belgesi üzerinden yeni bir diplomatik gerilim dalgası başladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, AB tarafından yayımlanan metne yönelik yaptığı kapsamlı yazılı açıklamada, Brüksel'in Ankara'ya karşı benimsediği stratejik körlüğü sert ifadelerle eleştirdi. Keçeli, belgenin Türkiye'nin adaylık statüsünü görmezden gelerek, ortak bir gelecek vizyonu inşa etme yeteneğinden ne kadar uzak olduğunu tescillediğini vurguladı.
"Adaylık Statüsünü Yok Sayan Sığ Bir Bakış Açısı"
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, 15 Temmuz 2026 tarihinde ilan edilen "Ortak Anlayış" belgesinin diplomatik ve hakkaniyetli kriterlerden tamamen uzak olduğunu belirtti. Belgede Türkiye'ye yönelik sarf edilen ifadelerin stratejik bir derinliğe sahip olmadığının altını çizen Keçeli, AB'nin Türkiye'yi bir ortak ve aday ülke olarak görmekten kaçınan bu tavrının, birliğin kendi küresel iddialarıyla çeliştiğini dile getirdi. Keçeli, "Adaylık statüsünün yok sayılması, Avrupa Birliği'nin ülkemizle rasyonel ve hakkaniyete dayalı ortak bir gelecek perspektifi geliştirme noktasındaki yapısal yetersizliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir" değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Zirvesi’nin Tarihi Gerçeklerini Gölgeleme Girişimi
Açıklamasında belgenin zamanlamasına özel bir parantez açan Keçeli, metnin alelacele ve belirli bir algı operasyonu amacıyla kaleme alındığına işaret etti. Avrupalı müttefiklerin NATO şemsiyesi altında çok daha aktif ve kritik roller üstlendiği, Türkiye’nin ise küresel güvenliğin merkezindeki vazgeçilmez yerinin tescillendiği tarihi NATO Ankara Zirvesi’nin hemen ardından bu belgenin yayımlanmasının tesadüf olmadığını belirtti. Sözcü Keçeli, "Bahse konu belgenin, Ankara Zirvesi'nde ortaya konan güçlü iş birliği iradesini ve Türkiye'nin bölgesel-küresel jeopolitik ağırlığını perdelemek amacıyla kasıtlı bir üslupla hazırlandığı net bir şekilde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta "Önyargılı Çıkmaz"
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında AB'nin tek taraflı tutumuna da çok sert tepki gösteren Dışişleri Sözcüsü, Brüksel'i gerçeklerle yüzleşmeye davet etti. Belgede Doğu Akdeniz'e yönelik yer alan iddiaların hiçbir hukuki ve fiili dayanağının olmadığını belirten Keçeli, AB'nin Rum-Yunan tezlerinin ipoteğinden kurtulamadığını söyledi.
Kıbrıs meselesinde ise çözümün asıl önündeki engelin kim olduğunu tarihsel verilerle hatırlatan Keçeli, "Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözümün önündeki yegane engel, 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı'na (Annan Planı) 'hayır' diyen, 2017 yılındaki İsviçre Kıbrıs Konferansı'nda ise uzlaşmaz ve dayatmacı bir tavırla masayı deviren Kıbrıs Rum tarafıdır. AB'yi artık bu çarpık ve önyargılı vizyondan sıyrılarak, adadaki iki tarafın da hak ve menfaatlerini gözeten gerçekçi bir dile geçiş yapmaya çağırıyoruz" dedi.