Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un, şahsına ve şirketine yönelik ortaya atılan asılsız iddialar nedeniyle açtığı hukuki mücadelede yargı son sözü söyledi.
Bakan Ersoy'un, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başlattığı manevi tazminat davalarında mahkemeler haksız ithamlara karşı yaptırım kararı verdi. Bu kapsamda iki ayrı mahkemeden çıkan kararlar, iddiaların hukuki bir dayanağının bulunmadığını tescilledi.
Mahkemeden asılsız rant iddialarına tazminat kararı
İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesi, İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in 2025 yılında bir dijital video platformunda yayımladığı içerikte yer alan ifadeleri inceledi. Çömez, söz konusu yayında Muğla'nın Bodrum ilçesinde bulunan Kissebükü bölgesindeki orman arazilerinin Bakan Ersoy'un şirketine tahsis edildiğini öne sürmüştü.
Bu alanlarda kamu kaynakları kullanılarak haksız bir kazanç ve rant alanı oluşturulduğu yönündeki iddiaları değerlendiren mahkeme, ifadelerin asılsız olduğuna hükmederek Turhan Çömez'i 50 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
Sözcü Gazetesi de aynı ithamlar nedeniyle cezalandırıldı
Bakan Ersoy'a yönelik aynı iddiaları sayfalarına taşıyan Sözcü Gazetesi hakkında açılan dava da karara bağlandı. İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen duruşmada, gazetenin yayın politikası ve ilgili içeriği masaya yatırıldı.
Mahkeme, asılsız ithamların yayılması yoluyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle Sözcü Gazetesi'nin eser sahibi, yönetim kurulu başkanı ve sorumlu şirketi hakkında kararını açıkladı. Alınan karar doğrultusunda yayıncı kuruluşun da Bakan Ersoy'a 50 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmedildi.
Siyaset ve basın hukukunda manevi tazminat eşiği
Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesi uyarınca, kişilik hakları zarara uğrayan kişilerin uğradıkları manevi zarara karşılık manevi tazminat isteme hakkı bulunuyor. Siyasetçi ve gazetecilerin eleştiri sınırlarını aşarak somut verilere dayanmayan asılsız ithamlarda bulunması, yargı organları tarafından "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmiyor.
Adli makamlar, kamuoyunu bilgilendirme görevi üstlenen basın kuruluşlarının ve halkı temsil eden siyasilerin, ithamda bulunurken doğruluğu kanıtlanabilir belgelere dayanması ve bireylerin ticari veya kişisel itibarını zedeleyecek haksız fiillerden kaçınması gerektiğinin altını çiziyor. Alınan bu son kararlar, asılsız bilgilerin yayılmasına karşı yargının gösterdiği koruyucu refleksin güncel bir örneği oldu.