Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları Toplantısı ile Ukrayna Savunma Temas Grubu oturumlarının ardından Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. Küresel güvenlik mimarisindeki sarsıntıların ve bölgesel gerilimlerin ele alındığı toplantıları değerlendiren Güler, temmuz ayında ev sahipliği yapılacak olan Ankara Liderler Zirvesi’ne ilişkin çok kritik mesajlar verdi. Türkiye'nin İttifak içindeki ağırlığına dikkat çeken Güler, Ankara'daki buluşmanın sıradan bir liderler toplantısı olmayacağını, küresel risklere karşı yeni bir stratejik vizyon belgesi niteliği taşıyacağını vurguladı.
Küresel Tehditlere Karşı "Ankara Stratejisi"
Günümüz dünyasında güvenlik algısının kökten değiştiğini belirten Bakan Güler; konvansiyonel savaş risklerinin yanı sıra siber saldırılar, hibrit tehditler, enerji krizleri ve terörizm gibi asimetrik unsurların kapıda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu karmaşık dönemde NATO’nun yalnızca coğrafi sınırını korumakla kalmadığını, aynı zamanda İttifak'ın operasyonel gücünü ve stratejik aklını beslediğini aktardı. Ankara’da yapılacak zirvenin, değişen bu tehdit dalgasına karşı koymada tarihi bir dönemeç olacağını söyleyen Güler, Türkiye’nin üstlendiği yapıcı rolün ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü lider diplomasisinin bu süreçteki en büyük itici güç olduğunu belirtti.
"Ankara Zirvesi'ni sadece bir liderler buluşması olarak görmüyoruz. Bu zirve, NATO'nun geleceğe yönelik stratejik yöneliminin çizileceği ve yeni güvenlik ortamına uyum kararlılığının ilan edileceği tarihi bir eşik olacaktır."
"Güçlü Yerli Sanayi, Kolektif Caydırıcılığı Artırıyor"
Türkiye’nin NATO’ya askeri kuvvet ve bütçe katkısında daima ilk 5 ülke arasında yer aldığını hatırlatan Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayisinde elde edilen devrim niteliğindeki başarıların müttefiklerin de dikkatini çektiğini aktardı. Brüksel’deki temasları sırasında üç mevkidaşının Türk savunma sanayisinin ulaştığı seviyeyi özellikle övdüğünü belirten Güler, Ankara’daki zirve kapsamında düzenlenecek "Savunma Sanayii Forumu"nun ortak üretim ve teknoloji paylaşımı için yeni kapılar açacağını söyledi. Güler, Türk savunma projelerinin müttefiklerin birlikte çalışabilirlik kabiliyetini doğrudan artırdığını belirterek, "Güçlü savunma sanayii, güçlü bir kolektif caydırıcılık demektir" ifadelerini kullandı.
Kritik Görev: Müttefik Reaksiyon Kuvveti Komutası Türkiye’de
Türkiye’nin NATO bünyesindeki en büyük ikinci orduya sahip olduğunu ve terörle mücadeledeki benzersiz sahasal tecrübesini müttefikleriyle paylaştığını ifade eden Güler, önümüzdeki döneme ait önemli bir gelişmeyi de paylaştı. Yakın zamanda NATO'nun en kritik acil müdahale unsurlarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti'nin komutasının Türkiye tarafından üstlenileceğini açıklayan Bakan Güler, bu sorumluluğun Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonel hazırlığına ve ülkenin İttifak içindeki vazgeçilmez konumuna duyulan güvenin somut bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Karadeniz ve Orta Doğu’da Dengeleyici Güç
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın küresel ticaret ve Avrupa güvenlik mimarisi üzerindeki yıkıcı etkilerine değinen Milli Savunma Bakanı, Türkiye’nin savaşın ilk gününden itibaren uyguladığı "bölgesel sahiplenme" ve Montrö Sözleşmesi’ne bağlılık politikasının Karadeniz’de istikrarı koruyan en önemli faktör olduğunu hatırlattı. NATO’nun güney kanadındaki risklere de dikkat çeken Güler, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın küresel güvenliği doğrudan vurduğunu söyledi. İran ve ABD arasındaki gerilimi düşürmeye yönelik mutabakatlardan memnuniyet duyduklarını belirten Güler, deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyeti kapsamında, ihtiyaç duyulması halinde Hürmüz Boğazı’nda mayın temizleme faaliyetlerine destek vermeye hazır olduklarının altını çizdi.
Fransa ve Rum Kesimi’ne Sert Kıbrıs Uyarısı
Doğu Akdeniz’deki güncel gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Bakan Güler, Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan savunma anlaşmasına sert tepki gösterdi. Fransa’nın adada garantörlük sıfatı bulunmadığını hatırlatan Güler, bu tür adımların uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğunu ve bölgedeki hassas dengeleri bozmaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliği için alınan ilave tedbirlerin adanın tamamında barışı korumayı amaçladığını belirten Güler, şu kararlı mesajla sözlerini tamamladı:
"Türkiye’nin askeri caydırıcılığını ve bölgedeki meşru konumunu göz ardı ederek Kıbrıs Türklerinin haklarını hedef alan hiçbir girişimin başarı şansı yoktur. Türk Silahlı Kuvvetleri, her türlü hasmane adıma ve oldu bittiye anında karşılık verecek sarsılmaz bir iradeye sahiptir. Doğu Akdeniz'de barış ve diyalogdan yanayız; ancak garantörlük sorumluluklarımızı yerine getirme konusundaki kararlılığımız da tamdır. Türkiye, küresel güvenlik mimarisinin kenarında bir gözlemci değil, tam merkezinde yer alan kararlı bir aktördür."