Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında yapılması gündeme gelen yasal düzenlemelerin genel affa dönüşmeyeceğini belirtti. Gürlek, “umut hakkı” konusunda mevcut sistemde uygulama bulunmadığını, yeni bir düzenleme yapılmasının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.
11 Şubat’ta göreve başlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında gündeme gelen yasal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hürriyet Gazetesi’nden Hande Fırat’a konuşan Gürlek, sürecin merkezinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bulunduğunu söyledi.
Yasal düzenleme yapılması halinde bunun genel affa dönüşmeyeceğini vurgulayan Gürlek, “Net ifade edeyim; yapılacak olası düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil. Yapılacak olası düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyecek. Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek” ifadelerini kullandı.
Sürecin şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütüleceğini belirten Gürlek, teknik desteği Adalet Bakanlığı’nın verebileceğini ancak ana aktörün TBMM olduğunu kaydetti.
“Mevcut Sistemde Umut Hakkı Yok”
Kamuoyunda tartışılan “umut hakkı” konusuna da değinen Gürlek, mevcut mevzuatta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığını hatırlattı.
Gürlek, özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler için koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığını, cezaların ömür boyu infaz edildiğini belirtti. Bu nedenle mevcut hukuk düzeninde “umut hakkı” şeklinde bir uygulamanın bulunmadığını ifade etti.
Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına ise yasama organının karar vereceğini söyleyen Gürlek, konunun TBMM’nin takdirinde olduğunu dile getirdi. Yapılacak çalışmaların şahıslara özel olmayacağını, genel çerçevede ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda ele alınacağını kaydetti.
En Kritik Eşik: Silah Bırakma ve Fesih
Gürlek, sürecin ilerleyişine ilişkin olarak en kritik aşamanın örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi olduğunu belirtti. Bu tespitin güvenlik birimleri tarafından yapılacağını, hukuki altyapının da sürecin sonucuna göre şekilleneceğini ifade etti.
Yasal düzenleme yapılması durumunda bunun adresinin Meclis olduğunu yineleyen Gürlek, düzenlemelerin cezasızlık anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
Avukat Görüşmeleri ve Güvenlik Tedbirleri
Ceza infaz kurumlarında avukat-müvekkil görüşmelerine ilişkin tartışmalar hakkında da açıklama yapan Gürlek, savunma hakkının ortadan kaldırılmasının söz konusu olmadığını belirtti. Ancak hiçbir hakkın sınırsız olmadığını ifade eden Gürlek, somut ve ciddi güvenlik riski oluşması halinde hâkim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı tedbirler alınabileceğini söyledi.
Özellikle terör ve örgüt suçlarında somut tespit bulunması halinde düzenleme ihtiyacının doğabileceğini dile getiren Gürlek, planlanan düzenlemede mahkeme kararı ve somut delil şartının aranacağını kaydetti.
Tutuklama, Operasyonlar ve Sosyal Medya Düzenlemesi
Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğuna ilişkin eleştirilere de değinen Gürlek, kuvvetli suç şüphesi bulunmayan dosyalarda tutuklamaya başvurulmadığını ifade etti. Yargının isimlere ve unvanlara göre değil, somut suç ve kuvvetli şüpheye göre hareket ettiğini söyledi.
Uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonlarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Gürlek, soruşturmaların somut delillere dayandığını belirtti.
Ayrıca sosyal medyada sahte hesaplarla mücadele için yeni bir düzenleme hazırlığında olduklarını açıklayan Gürlek, suç teşkil eden paylaşımlarda bulunan kişilerin açık kimlikle hareket etmesi gerekeceğini ifade etti. Geçiş sürecinin ardından gerçek kimliğe geçmeyen sahte hesapların kapatılacağını söyledi.