COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde (WMO) düzenlenen COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu'na katıldı.
İklim krizinin ulaştığı tehlikeli boyuta dikkat çeken Kurum, "Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün "Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi"ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Kurum, insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz enerji erişiminin genişlediği bir dünya hedeflediklerini dile getirdi.

İklim riski Nepal'den Türkiye'ye tüm dünyayı vuruyor
Küresel iklim sisteminin tarihteki en dengesiz dönemini yaşadığını belirten Bakan Kurum, El Nino uyarıları, buzul erimeleri ve kuraklık risklerinin doğrudan insan hayatını ve kentleri tehdit ettiğini kaydetti. Yakın dönemde Nepal'de Himalayalar'daki buzul çökmesiyle meydana gelen sel felaketinde 1.386 kişinin hayatını kaybettiğini ve 5.130'dan fazla kişinin kaybolduğunu hatırlatan Kurum, Türkiye'deki yağış rejimindeki dalgalanmalara da dikkat çekti. 2025 yılında son 52 yılın en düşük yağış seviyesi görülürken, 2026'da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaşıldığını aktaran Kurum, aşırı hava olaylarının ve orman yangınlarının arttığını belirtti.
Cenevre'deki temasları kapsamında Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain ile de görüşen Kurum, Nepal'deki sel öncesinde bir okul müdürünün erken uyarı sayesinde 900'den fazla öğrenciyi dağlara çıkararak kurtardığı örneği paylaştı. Kurum, "Doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir" dedi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 'MeteoUYARI' sistemiyle tehlikeleri renk kodlarıyla duyurduğunu anlatan Bakan Kurum, meteorolojik bilginin tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından da stratejik bir araç olduğunu vurguladı.

İklim krizine karşı mücadelede küresel finansman ve taahhütlerin yerine getirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade eden Bakan Kurum, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) bünyesinde gelişmekte olan ülkelerin iklim uyum eylemlerini desteklemek amacıyla oluşturulan Yeşil İklim Fonu (GCF) mekanizmasının da altını çizdi. Gelişmiş ülkelerin yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı taahhüdünün sahada somut projelere dönüşmesinin "Uygulama COP'u" olarak tanımlanan COP31'in en temel başarı parametresi olacağı değerlendiriliyor.
Savunma bütçesi kadar iklim bütçesi çağrısı
İklim krizinin çözümü için teşhisin doğru yapılması gerektiğini aktaran Kurum, COP31 Başkanlığı'nın 10 öncelikli eylem alanını sıraladı. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü başlıklarının öne çıktığını belirten Kurum, 2035 ve 2053 net sıfır emisyon hedeflerine dikkat çekti.
Dünya ülkelerinin savunma harcamalarına ayırdığı kaynağı iklim mücadelesine de ayırması gerektiğini ifade eden Kurum, "Ülkeler önümüzdeki dönemde enerji ve gıda krizi yaşamak istemiyorlarsa her alanda kendi kendine yetmelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok" dedi.
Önümüzdeki süreçte New York İklim Haftası, Fiji Pre-COP, Dünya Liderler Zirvesi ve Antalya'daki COP31 tematik günlerinin gerçekleştirileceğini belirten Bakan Kurum, Türkiye'nin bilgi birikimini paylaşmak amacıyla 3 yıl boyunca en az gelişmiş ülkelerden her yıl 30 teknik personele eğitim vereceklerini açıkladı.