Orta Doğu, Washington ve Tahran yönetimleri arasında yedi haftadır güçlükle yürütülen diplomatik temasların gölgesinde, yeniden sıcak çatışmanın fitilini ateşleyen karşılıklı hamlelere sahne oluyor. ABD’nin stratejik Hürmüz Boğazı’ndaki İran hedeflerini vurmasının hemen ardından, Tahran’ın Kuveyt’teki Amerikan askeri üslerini kamikaze İHA ve füzelerle hedef alması, bölgedeki dengeleri bir kez daha altüst etti.
CENTCOM Düğmeye Bastı: Hürmüz’de İran Altyapısı Hedefte
Gerilimin askeri kanadındaki ilk hamle, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) geldi. CENTCOM, İran’ın bölgedeki uluslararası seyrüsefer güvenliğini tehlikeye atan "saldırgan eylemlerine" yanıt olarak geniş kapsamlı bir hava operasyonu düzenlendiğini duyurdu. Hürmüz Boğazı’nın kritik noktaları arasında yer alan Keşm Adası ve Goruk bölgesindeki füze fırlatma rampaları, radar mevzileri ve insansız hava aracı (İHA) altyapısı Amerikan jetleri tarafından vuruldu. Washington, bu operasyonun gerekçelerinden biri olarak, uluslararası hava sahasında görev yapan bir Amerikan MQ-1 tipi insansız hava aracının İran tarafından düşürülmesini gösterdi.
Tahran’dan Jet Misilleme: Kuveyt’te Siren Sesleri
Pentagon’un hamlesine Tahran’ın yanıtı gecikmedi. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin Sirik Adası’ndaki telekomünikasyon tesislerini vurmasına misilleme olarak, Kuveyt sınırları içinde konuşlu Amerikan askeri üslerine yönelik yoğun bir füze ve İHA saldırısı başlattı.
Saldırı dalgası üzerine Kuveyt genelinde hava savunma alarmı verilirken, askeri yetkililer erken uyarı sistemlerinin devreye girdiğini ve tehditlerin havada imha edildiğini açıkladı. Sirenler halk arasında paniğe yol açarken, Tahran’dan bölge ülkelerine yönelik açık bir tehdit mesajı geldi. Devrim Muhafızları, sadece Kuveyt’in değil, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) tüm Amerikan askeri varlığının da İran füzelerinin doğrudan menzilinde olduğu uyarısında bulundu.
Diplomasi Masasında 'Trump' Çıkmazı
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yürütülen görüşmelerin henüz nihayete ermediğini belirterek basına sızan bazı maddelerin spekülasyondan ibaret olduğunu savundu. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise Tahran'ın kırmızı çizgilerini hatırlatarak, "Halkımızın hakları tam olarak garanti altına alınmadan hiçbir belgeye imza atmayacağız" restini çekti.
Washington tarafında ise sürecin tıkanmasının arkasındaki ana aktör olarak Başkan Donald Trump öne çıkıyor. Beyaz Saray Durum Odası’nda kurmaylarıyla bir araya gelen Trump’ın, mevcut anlaşma taslağını "gevşek" bulduğu ve müzakere heyetine şartları ağırlaştırma talimatı verdiği belirtiliyor. ABD basınındaki iddialara göre Trump; İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının sıkı denetimi, nükleer altyapının geleceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin uluslararası güvenceye bağlanması konusunda çok daha tavizsiz ve sert maddelerin metne eklenmesini istiyor.