Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yürütülen titiz çalışmaların ardından, Türkiye Diri Fay Haritası tam 13 yıl sonra güncellendi. Yeni haritada aktif hat sayısının 485’ten 700’e yükselmesi ve 215 yeni fayın sisteme işlenmesi kamuoyunda büyük bir endişe dalgası yarattı. Ancak deprem bilim dünyasının önde gelen isimlerinden Dr. Ramazan Demirtaş, bu artışın doğru okunması gerektiğine dikkat çekerek yüreklere su serpen ama bir o kadar da hayati uyarılar barındıran bir açıklama yaptı.
"Bu Faylar Yeni Oluşmadı, Sadece İlk Kez Haritalandı"
Söz konusu 215 yeni fay hattının ani bir jeolojik hareketle ortaya çıkmadığını vurgulayan Ramazan Demirtaş, bu hatların zaten milyonlarca yıldır var olduğunu belirtti. Teknik imkanların gelişmesiyle bu yapıların ancak şimdi görünür kılındığını ifade eden Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:
"Fay sayısının kağıt üzerinde artması, ülkedeki deprem tehlikesinin katlandığı anlamına gelmez. Burada odaklanılması gereken temel unsur nicelik değil, niteliktir. Yani bir fayın sadece var olması değil, ne kadar sürede bir, ne büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip olduğu kritik önem taşır."
Yüzlerce Fay Önümüzdeki Yüzyılda Sessiz Kalacak
Geçmişte büyük depremler üretmiş olan hatların enerjilerini boşalttığını ve yeniden yıkıcı bir sarsıntı oluşturmak için asırlar sürecek bir birikim dönemine girdiğini hatırlatan ünlü deprem bilimci, 17 Ağustos 1999 felaketini örnek gösterdi. İzmit segmentinin deprem tekrarlama periyodunun yaklaşık 280 yıl olduğunu belirten Demirtaş, bu hattın yakın gelecekte benzer bir yıkıma yol açmasının uzak bir ihtimal olduğunu söyledi. Son 126 yılda 7 ve üzeri büyüklükte sarsıntı üreten yaklaşık 25 ana fayın da uzun süre dinlenme evresinde olacağını vurgulayan uzman, "Önümüzdeki 50 ila 100 yıllık periyotta, haritadaki 700 fayın ezici bir çoğunluğu büyük bir deprem üretmeyecek" dedi.
Asıl Tehlike 'Sismik Boşluk' Olan 10 Kritik Bölgede
Demirtaş'a göre asıl tehdit, sessizliğiyle korkutan ve tarihsel olarak enerji biriktirmeye devam eden "sismik boşluklar." Uzun süredir büyük bir kırılma yaşamayan ve adeta pimi çekilmiş bomba gibi bekleyen bölgeleri tek tek sıralayan Demirtaş, sismik riskin en yüksek olduğu 10 noktayı şöyle özetledi:
Marmara Denizi ve İznik-Mekece Hattı: Batı Türkiye’nin en dinamik ve riskli aksları.
Deniz Aşırı ve Kıyı Hatları: Gökova Körfezi, Girit çevresi, Antalya ve İskenderun Körfezleri.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sınırları: Gölbaşı-Türkoğlu segmenti, Şemdinli, Yüksekova ve Ardahan çevresi.
Kuzey Anadolu’nun Hassas Noktası: Yedisu bölgesi.