CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile büyük tartışmalara sahne olan İstanbul İl Kongresi’ne yönelik açılan iptal davasında yargı süreci netleşti. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, hem kurultay hem de kongre kararlarının "mutlak butlanla yok hükmünde sayılması" talebiyle açılan davayı usul yönünden reddetti.
Kurultay İçin Adres Başka Mahkeme
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen kritik duruşmaya davalı CHP’nin avukatı Kadri Gökhan Sultan katılırken, davacı tarafın avukatı Onur Yusuf Üregen mazeret bildirerek salonda yer almadı.
Duruşmada ilk olarak İstanbul İl Kongresi’nin iptaline yönelik talepler incelendi. Mahkeme hakimi, davacı tarafın bu talepten resmi olarak vazgeçtiğini (feragat ettiğini) bildirdi. Diğer yandan, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemine ilişkin ise hukuki bir çakışma tespit edildi. Söz konusu kurultayla ilgili aynı içerikte bir başka davanın Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinde halen devam ettiğini (derdest olduğunu) belirten hakim, aynı konunun iki farklı mahkemede aynı anda görülemeyeceği kuralı uyarınca bu talebi de usulden geri çevirdi.
"Delege İradesine Fesat Karıştırıldı" İddiası
Siyasi kulisleri uzun süre meşgul eden davanın geçmişi, ağır iddialara dayanıyordu. Davacılar, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen ve partide genel başkan değişimine yol açan 38. Olağan Kurultay ile İstanbul İl Kongresi’nde "delegelere menfaat temin edildiğini" ileri sürmüştü. Delege iradesinin sakatlandığı iddiasıyla, her iki organizasyonda alınan tüm kararların geriye dönük olarak iptal edilmesi isteniyordu.
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Eylül 2025'teki ilk yargılamada da benzer gerekçelerle davanın usulden reddine hükmetmiş, ayrıca CHP İstanbul İl Başkanlığı yönünden davayı "pasif husumet yokluğu" (muhatabın yanlış seçilmesi) nedeniyle bitirmişti.
İstinaf Süreci Usul Hatasından Bozmuştu
İlk derece mahkemesinin ret kararının ardından davacı vekili Avukat Onur Yusuf Üregen konuyu istinafa taşımıştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını mercek altına alarak usul eksiklikleri tespit etmişti.
Üst mahkeme, mazeret bildiren davacı tarafın yokluğunda hüküm kurulmasını "hukuki dinlenilme hakkının ihlali" olarak yorumlamış, taraflara delil sunma süresi tanınmadan acele karar verilmesini usule aykırı bulmuştu. İstinafın bu bozma kararının ardından Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeniden açılan dosya, tarafların feragati ve derdestlik gerekçeleriyle bir kez daha reddedilerek hukuki olarak netliğe kavuşmuş oldu.