Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkent Ankara’da gerçekleştirilen ve küresel güvenliğin geleceğinin masaya yatırıldığı 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından kritik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye'nin ittifak içindeki köklü geçmişine, askeri gücüne ve savunma sanayisinde ulaştığı tam bağımsızlık seviyesine vurgu yaptı. Avrupa-Atlantik güvenliğinin ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde Ankara’nın tarihi bir misyona ev sahipliği yaptığını belirten Erdoğan, zirvenin ortak geleceğe yön verecek stratejik adımlara sahne olduğunu ifade etti.

"Kendi Göbeğimizi Kendimiz Kesmek Zorunda Kaldık"
Türkiye'nin 1952 yılından bu yana NATO'nun en güvenilir ve güçlü sütunlarından biri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Ankara'nın yalnız bırakıldığı dönemler olduğuna dikkat çekti. Soğuk Savaş sonrası süreçte ortaya çıkan bölgesel çatışmalardan ve terör tehditlerinden en çok etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu belirten Erdoğan, "Avrupalı dostlarımız kadar barış hasılasından istifade edemedik. Çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kestik" diyerek yerli savunma sanayisinin önemine vurgu yaptı. Bugün gelinen noktada Türkiye'nin harcamalar, askeri kabiliyetler ve teknolojik altyapı bakımından birçok NATO üyesinin oldukça ilerisinde olduğunu ifade etti.

F-35 Sürecinde Trump ile Olumlu Dönem: "Amerika Sözünü Tutacak"
ABD'den F-35 tedariki hususunda iyimser bir tablo çizen Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile olan şahsi dostluğunun ve zirvedeki ikili temasların altını çizdi. Trump’ın Türkiye’nin ev sahipliğine ve iki ülke ilişkilerine yönelik pozitif bir yaklaşım sergilediğini belirten Erdoğan, "İnşallah, F-35'lerin ülkemize teslimatı tamamlandığında, tüm dünya ABD'nin verdiği sözü tuttuğuna şahitlik edecek" dedi.

Atina ve Tel Aviv'e F-35 Tepkisi: "Benim Dünyamda Yeri Yok"
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Türkiye’ye F-35 uçağı satılmasına karşı çıkan kulis faaliyetleri ve açıklamaları da Erdoğan’ın hedefindeydi. Bu açıklamaların Ankara nezdinde hiçbir hükmü olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu sert ifadeleri kullandı:
"Netanyahu'nun zaten hangi sularda yüzdüğü, amacının ne olduğu ortada. Ancak Miçotakis’in böyle bir yanlışa ortak olmaması gerekirdi. Biz bugüne kadar komşumuz Yunanistan’ın aldığı hiçbir askeri teçhizata 'Neden alıyorsun?' diye sormadık. Alabilirler de satabilirler de. Fakat Türkiye hem kendi üretimini yapabilen hem de stratejik ihtiyaçları doğrultusunda istediği ülkeden alım yapma hakkına sahip dev bir güçtür. Adımlarımızı buna göre atmaya devam edeceğiz."
"Birilerinin Kubbeleri Varsa Bizim de Çelik Kubbemiz Var"
Türkiye’nin hava savunma alanındaki yerli ve milli doktrini olan "Çelik Kubbe Projesi" hakkında da önemli değerlendirmeler yapan Erdoğan, bu projenin sadece Türkiye'nin değil, NATO'nun bölgedeki caydırıcılığını artıracak en güçlü hamlelerden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin her geçen gün bu alanda yeni mesafeler katettiğini ve yerli sistemleri başarıyla sergilediğini ifade eden Erdoğan, "Birilerinin elinde farklı kubbeler olabilir, ama bizim de kendi öz gücümüzle inşa ettiğimiz Çelik Kubbemiz var" dedi.
İttifak İçindeki Ambargolara 'Amasız Fakatsız' Kaldırılma Çağrısı
Zirve kapsamında Birleşik Krallık ile imzalanan "Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi"nin önemine değinen Erdoğan, müttefik ülkelerin birbirine uyguladığı örtülü veya açık savunma sanayisi engellemelerinin ittifak ruhuna aykırı olduğunu belirtti. NATO’nun bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ortaklığı olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, Ankara Zirve Bildirisi’nde bu kısıtlamaların "amasız ve fakatsız" olarak kaldırılması gerektiği yönündeki vurgunun yer almasını sağladıklarını kaydetti. Ayrıca, Türk Hava Kuvvetleri'ne ait F-16'ların Ağustos ayından itibaren Estonya'da NATO Hava Polisliği misyonunu üstleneceğini müjdeleyerek, Türkiye'nin kolektif savunmaya sunduğu küresel katkının altını çizdi.