Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Türk istihbarat tarihinin bilinmeyen yönlerini gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Teşkilatın resmi internet sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" bölümünde yayımlanan yeni belge, Cumhuriyet’in ilk yıllarında görev yapan istihbaratçıların gizli haberleşmeleri deşifre etmek için hangi teknik metotlara başvurduğunu gözler önüne serdi.
MİT'in öncülü olan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (MAH) dönemine ait 27 Ağustos 1933 tarihli belge, "Bizzat açılacaktır" gizlilik derecesiyle D (Teknik Destek) Şubesi tarafından İstanbul B Amirliği’ne gönderilen tarihi bir talimatı içeriyor.
Zarfta "Lüsi" İmzası: Kod Adı Lucci Vidman mı?
Tarihi vesikada, 230 numaralı posta kutusundan ele geçirilen ve şüpheli görülen iki sayfalık bir mektubun inceleme süreci detaylandırılıyor. MAH ajanlarının gizli metni ortaya çıkarmak için ilk sayfada uyguladığı deneysel yöntemin, kağıt üzerindeki bazı ifadelerin kaybolmasına yol açtığı belirtiliyor.
Tahrifata rağmen okunabilen bölümler ile ikinci sayfanın eksiksiz tercümesinin rapora eklendiği bilgisi verilirken, belgedeki dikkat çekici bir detay da göze çarpıyor: Mektupta yer alan "Lüsi" imzasının, o dönem takipte olan "Lucci Vidman" isimli şahsa ait olabileceği değerlendiriliyor.
"Fırça Kullanmayın, Banyo Yaptırın": İşte O Gizli KimyasalKarışım
İstihbarat raporunun en kritik bölümünü ise operasyonel hataların önüne geçmek amacıyla kaleme alınan teknik talimat oluşturuyor. Benzer yazışmaların deşifre edilmesinde izlenecek kimyasal reçeteyi paylaşan D Şubesi, ajanlara şu özel karışımı öneriyor:
Deşifre Reçetesi: 10 gram perchlorür de fer (demir klorür) ile 90 gram maimukattar (damıtılmış su) bileşimi.
Raporun "Not" kısmında, elde edilen çözeltinin bir küvete dökülmesi ve kağıdın tıpkı bir fotoğraf kağıdı gibi bu banyoda işleme tabi tutulması gerektiği vurgulanıyor. Kimyasalın fırçayla sürülmesinin belgeyi tahrip ettiği hatırlatılarak, banyo metodunun kesin sonuç verdiği belirtiliyor.
MİT’in yayımladığı bu vesika, Türk istihbaratının 1930'lu yıllardaki kısıtlı imkanlara rağmen teknik takip ve kriminal inceleme alanındaki metodolojik yaklaşımını göstermesi açısından tarihi bir önem taşıyor.