Yeni Birlik Gazetesi Gündem Dava devam ederken hayatını kaybetti, tazminat hesabı altüst oldu! Acılı aileye büyük şok

Dava devam ederken hayatını kaybetti, tazminat hesabı altüst oldu! Acılı aileye büyük şok

Niğde'de parktaki süs havuzuna düşerek engelli kalan ve 8 yıl sonra vefat eden Hatice Kübra’nın ailesi, mahkeme kararıyla belediyeye borçlu çıkarılarak icralık oldu.

KAYNAK: İHA

Niğde’de 14 yıl önce bir parkta meydana gelen elim kaza, aradan geçen yıllara rağmen acılı bir ailenin peşini bırakmıyor. Henüz 1,5 yaşındayken süs havuzuna düşerek ağır engelli kalan ve yıllarca süren yaşam mücadelesini kaybeden Hatice Kübra Bayhan’ın ailesi, yıllar sonra adliye koridorlarından gelen icra tebligatıyla sarsıldı. Belediyeye karşı açtıkları tazminat davasında borçlu duruma düşen aile yetkililerden yardım beklerken, belediye ise işlemin tamamen yasal bir prosedür olduğunu savundu.

1.5 Yaşında Gelen ve 8 Yıl Süren Yaşam Mücadelesi

Yürek yakan olay 2012 yılında gerçekleşti. Annesiyle birlikte gittiği parkta oyun oynarken bir anda gözden kaybolan 1,5 yaşındaki Hatice Kübra, parktaki süs havuzunun içinde hareketsiz halde bulundu. Olay yerine hızla intikal eden sağlık ekiplerinin yoğun çabasıyla kalbi yeniden çalıştırılan küçük kız, beyninin uzun süre oksijensiz kalması nedeniyle geri dönülemez bir hasarla karşı karşıya kaldı.

Hayatını yatağa bağımlı ve ağır engelli olarak sürdürmek zorunda kalan Hatice Kübra için ailesi, parkta hiçbir güvenlik önlemi almadığı gerekçesiyle Niğde Belediyesi’ne karşı hukuk mücadelesi başlattı. Yaklaşık 4 yıl süren yerel mahkeme sürecinin ardından yargı, küçük kızın 60 yıllık bakım ihtiyacını göz önünde bulundurarak aileye yaklaşık 1 milyon 670 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. Ancak bu karar, trajik bir gelişmeyle tamamen tersine döndü.

Küçük Kız Vefat Edince Hesap Değişti

Yatağa bağımlı olarak geçirdiği 8 yılın ardından Hatice Kübra, 2019 yılında çoklu organ yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti. Küçük kızın vefatı, yargı sürecinde devam eden tazminat hesaplamalarının da sil baştan değişmesine yol açtı. Üst mahkeme, davanın kesinleşmesinden önce ölümün gerçekleşmesi nedeniyle "bakım süresi" kriterini yeniden hesaplayarak tazminat miktarında ciddi bir indirime gitti. Bu durum, belediyenin daha önce aileye ödediği paranın büyük bir kısmının "fazla ödeme" statüsüne düşmesine ve ailenin belediyeye borçlanmasına neden oldu.

Asgari ücretle geçindiğini ve üç çocuğunu okutmaya çalıştığını belirten acılı baba Ramazan Bayhan, evlat acısının üzerine gelen bu icra takibiyle dünyalarının başlarına yıkıldığını söyledi. Kazanın yaşandığı dönemde havuz çevresinde hiçbir çit veya koruma olmadığını, ancak dava açıldıktan sonra önlem alındığını iddia eden Bayhan, çaresizliğini şu sözlerle aktardı:

"Bir evlat kaybettim. Sekiz yıl boyunca hastanelerde yaşam mücabilesi verdik. Şimdi ise milyonlarca liralık borçla karşı karşıyayım. Bu parayı ödeme şansım yok. Devlet büyüklerimizden ve yetkililerden destek bekliyorum"

Niğde Belediyesi: "Tercih Değil, Yasal Zorunluluk"

Olayın sosyal medyada ve kamuoyunda büyük yankı uyandırmasının ardından Niğde Belediyesi yazılı bir açıklama yaparak duruma açıklık getirdi. Sürecin tamamen bağımsız mahkemelerin kararları doğrultusunda şekillendiğini ve kurumsal olarak şahsi bir tasarrufta bulunmalarının imkansız olduğunu belirten belediye yetkilileri, üst mahkemenin indirimi sonrasında ortaya çıkan farkı tahsil etmenin kanuni bir ödev olduğunu vurguladı.

Niğde Belediyesi'nden yapılan açıklamada; "Oluşan farkın geri tahsil edilmesi belediyenin tercihi değil, kesinleşen yargı kararlarının uygulanmasından kaynaklanan yasal bir zorunluluk" ifadelerine yer verildi.

Hiçbir kamu kurumunun kesinleşmiş yargı kararlarını göz ardı edemeyeceğinin altını çizen belediye yönetimi, aileye kolaylık sağlamak adına kanunun elverdiği en geniş ödeme ve taksitlendirme seçeneklerini sunduklarını belirtti. Belediye, kamuoyunda oluşan hassasiyete hak verdiklerini ifade ettiği açıklamasını şu duygusal cümlelerle noktaladı:

"Vefat eden yavrumuz bizim de evladımızdır, acısı kalbimizdedir. Amacımız bir mağduriyet oluşturmak değil, sadece hukukun emrini yerine getirmektir"