Yeni Birlik Gazetesi Gündem Doğu Akdeniz ve Ege’de askeri hareketlilik: Dev tatbikatlar öncesi kritik restleşme

Doğu Akdeniz ve Ege’de askeri hareketlilik: Dev tatbikatlar öncesi kritik restleşme

Ege’de iki komşu arasında sağlanan yumuşama dönemi; adaların silahlandırılması, "Aşil Kalkanı" projesi ve Doğu Akdeniz’deki enerji adımlarıyla yerini yeniden diplomatik ve askeri gerilime bıraktı.

Türkiye ve Yunanistan arasında bir süredir yakalanan yumuşama havası, Ege ve Doğu Akdeniz merkezli kronik ihtilafların ve sahada atılan yeni adımların gölgesinde yeniden yerini yüksek tansiyona bıraktı. Doğu Ege adalarının gayriaskeri statüsünün ihlal edilmesi, Yunanistan’ın İsrail ile kurduğu askeri iş birliği ve Doğu Akdeniz’deki enerji projeleri, Ankara ve Atina hattındaki kriz başlıklarını birer birer tetikliyor.

Kökleri 1960’lara kadar uzanan ve hem iki ülke ilişkilerini hem de NATO’nun Doğu kanadındaki dengeleri doğrudan etkileyen anlaşmazlıklar, her iki kıyıda da güvenlik endişelerini ve diplomatik restleşmeleri beraberinde getiriyor.

Gerilimi Tırmandıran Faktörler: Askeri Yığınak ve Seçim Atmosferi

İki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden sertleşmesine yol açan gelişmelerin başında Atina yönetiminin İsrail ile yürüttüğü savunma ortaklığı geliyor. Yunanistan’ın yaklaşık 3 milyar euro bütçeyle tedarik etmeyi planladığı ve "Aşil Kalkanı" adını verdiği hava savunma sistemini Batı Trakya ile Türkiye’ye yakın Ege adalarını kapsayacak şekilde konumlandırma niyeti, Ankara’nın silahsızlandırılmış adalar konusundaki itirazlarını sertleştirdi.

Bunun yanı sıra Yunanistan’da önümüzdeki yılın ilk yarısında yapılması öngörülen genel seçimler öncesinde Türkiye karşıtı söylemlerin iç siyasette ana gündem maddesi haline getirilmesi diplomatik kanalların tıkanmasına yol açıyor. Yunanistan’ın Ege adalarındaki askeri varlığını ve altyapısını tahkim etmeyi sürdürmesi ise hukuki statü tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.

"Casus Belli" ve Uluslararası Hukuk Mücadelesi

Atina yönetimi, adaları silahlandırma gerekçesi olarak Türkiye’nin askeri kapasitesini ve TBMM’nin 8 Haziran 1995 tarihinde aldığı kararı gösteriyor. Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını "savaş sebebi" (casus belli) kabul eden bu tarihi karar, Atina tarafından uluslararası platformlarda sürekli gündeme getiriliyor. Yunanistan hatta bu gerekçeyle Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin SAFE savunma fonlarından yararlanmasını engellemek üzere veto hakkını kullanıyor.

Ankara ise bu savunmaların hukuki temelden yoksun olduğunu ve uluslararası antlaşmalarla belirlenen yükümlülükleri geçersiz kılmayacağını vurguluyor. Orta ve Kuzey Ege adalarının statüsü 1923 Lozan Barış Antlaşması, Oniki Ada’nın durumu ise 1947 Paris Barış Antlaşması ile net bir şekilde gayriaskeri kılınmış durumda. Ancak Uluslararası Adalet Divanı'nın bu konudaki yargı yetkisini tanımayan Atina, meseleyi yargı zeminine taşımaktan imtina ediyor.

Sahada ve Masada Karşı Karşıya Getiren 4 Kritik Kriz

İki komşu arasındaki diplomatik trafiği kilitleyen başlıca konular şu dört ana eksende toplanıyor:

Deniz Parkları İlanı: Yunanistan’ın Ege ve İyon Denizi’nde tek taraflı ilan ettiği deniz parklarına karşılık Türkiye’nin de Kuzey Ege ve Akdeniz’de kendi deniz parkı haritalarını duyurması Ege’de yetki alanı tartışmalarını derinleştirdi.

Deniz Yetki Alanları Düzenlemesi: Türkiye’nin sonbahar döneminde deniz yetki alanlarına dair yeni bir kanuni çerçeveyi hayata geçireceği yönündeki beklentiler Atina tarafından yakından izleniyor.

Elektrik Bağlantı Hattı (GSI) Gerilimi: Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında planlanan denizaltı elektrik kablosu projesinde (Great Sea Interconnector) Fransa merkezli firmaların devreye girmesiyle adımlar hızlandı. Ankara, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarına vurgu yaparak Türk onayı alınmadan bu hat üzerinde çalışma yapılamayacağını net bir şekilde hatırlatıyor.

12 Mil ve Girit Söylentileri: Atina’nın Girit’in güneyinde karasularını 12 mile çıkaracağına dair basına sızan iddialar ve Ege’de bu hakkı saklı tuttuğunu beyan etmesi Ankara’da büyük tepkiyle karşılanıyor. Türkiye, Girit çevresindeki olası bir genişlemenin adım adım Ege’ye sıçrayarak deniz erişimini kapatacağını ve dengeleri kökten bozacağını savunuyor.

Diplomasiden Sahaya Bulağan Hareketlilik: Tatbikatlar Restleşiyor

Gelişmeler yalnızca masadaki söylemlerle sınırlı kalmayıp sahada da askeri hareketliliğe dönüştü. Yunanistan ve İsrail deniz kuvvetlerinin Doğu Akdeniz’de fırkateyn ve hücumbot katılımıyla gerçekleştirdiği ortak tatbikat, bölgesel mesajlar içeriyor.

Buna karşılık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’i kapsayan "Denizkurdu" tatbikatı için düğmeye basması bölgedeki askeri teyakkuzu artırdı. Türkiye’nin gövde gösterisi niteliğindeki bu geniş kapsamlı tatbikatı Atina yakından izlerken, Yunan basınında Yunanistan Genelkurmayı’nın birliklerini üst düzey alarma geçirdiği haberleri öne çıkıyor.