28 Şubat’ta başlayan ve Körfez’i adeta bir ateş çemberine çeviren ABD-İsrail-İran gerilimi, Türkiye’nin hamleleriyle nefes aldı. Donald Trump’ın sert tehditleri ve İran’ın misillemeleriyle Hürmüz Boğazı kilitlenmiş, dünya ekonomisi uçuruma sürüklenmişken; Ankara bir kez daha "güvenli liman" olduğunu kanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bizzat yürüttüğü lider diplomasisiyle savaş tamtamlarını susturan o 2 haftalık ateşkes penceresini araladı.
TELEFONLAR SUSMADI: 23 ÜLKE, TEK BİR HEDEF!
Savaşın başladığı ilk andan itibaren elini taşın altına koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, adeta bir "diplomasi koridoru" inşa etti. Aralarında ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu 23 devlet ve hükümet başkanıyla birebir görüşen Erdoğan, ateşkesin şartlarını ilmek ilmek işledi. AB liderlerinden Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’e kadar uzanan bu geniş trafik, bölgedeki tansiyonu düşüren en önemli güç oldu.
MİT VE DIŞİŞLERİ SAHADA: ANKARA’NIN GİZLİ GÜCÜ
Sadece liderler düzeyinde değil, bürokrasi ve istihbarat alanında da Türkiye tam saha pres uyguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Dışişleri Bakanlığı, perde arkasındaki en kritik temasları gerçekleştirdi. Masadaki teknik detaylardan sahadaki ateşkes koordinasyonuna kadar her noktada Türk bürokrasisinin imzası vardı. Bu eşgüdümlü çalışma, tarafları masada tutmayı başardı.
"TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ"
İletişim Başkanı Burhaneddin Duran, Erdoğan’ın bu tarihi barış hamlesini "kararlılık" vurgusuyla özetledi. Türkiye’nin bölgesel riskleri azaltmak için diplomasiyi her zaman diri tuttuğunu belirten Duran, "Cumhurbaşkanımızın hamleleri, barışın kalıcı hale gelmesi için devam edecek" dedi. Ankara’nın bu hamlesi, uluslararası kamuoyunda "Türkiye’nin kriz çözücü gücü" olarak yorumlanırken, 14 günlük bu kritik sürecin kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği merakla bekleniyor.