Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen “2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni”nde stratejik açıklamalarda bulundu. Küresel ölçekte yaşanan tedarik krizlerine ve jeopolitik kırılmalara dikkat çeken Erdoğan, enerji arz güvenliğinin artık yalnızca ekonomik bir kalkınma kriteri olmadığını, doğrudan ülkenin bağımsızlığı ve milli güvenliği ile eş değer bir konuma yükseldiğini ifade etti. Dünyada artan nüfus, sanayileşme ve hızlanan teknolojik dönüşümün enerjiye olan ihtiyacı kaçınılmaz olarak artırdığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin bu talebi karşılayacak altyapıyı kararlılıkla inşa ettiğini vurguladı.
Küresel Krizlerden Çıkarılan Ders: Hürmüz ve Ukrayna Örneği
Dünya genelinde yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklıkların küresel pazarlarda yarattığı sarsıcı etkilere değinen Erdoğan, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) fiyatlarındaki fahiş artışların yanı sıra petrol türevi olan gübre ve plastik gibi temel sanayi girdilerinde de ciddi krizler yaşandığını anımsattı. Pek çok gelişmiş ülkenin enerji tüketimini kısmak adına pandemi dönemini aratmayan radikal kısıtlamalara, okul tatillerine ve ulaşım sınırlamalarına gitmek zorunda kaldığını ifade eden Cumhurbaşkanı, enerji tedarikinde yaşanacak en ufak bir aksamanın küresel ekonomileri resesyon riskine nasıl sürüklediğini net bir şekilde ortaya koydu.
Yapay Zekâ ve Dijitalleşme Enerji Talebini Katlıyor
Geleceğe yönelik projeksiyonları paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijitalleşmenin ve özellikle yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin enerji tüketim trendlerini tamamen değiştirdiğini söyledi. Önümüzdeki 5 yıl içinde sadece veri merkezlerinin elektrik ihtiyacının iki katına çıkmasının öngörüldüğünü belirten Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda enerji ihtiyacını ikiye katladığını kaydetti.
"Türkiye olarak, hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim de enerji talebimiz yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır.
2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var."
Enerjide İthalat Faturasını Hafifletecek Hamle
Erdoğan, yenilenebilir enerjinin bu yükü hafifletmedeki rolüne dikkat çekti. 2025 yılında 78 ilde toplam 7 bin 110 yeni elektrik santralinin devreye alındığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı, bu yatırımlar sayesinde doğalgaz ithalatının önüne geçildiğini ifade etti. Bu adımla yaklaşık 3 milyon metreküp doğalgaz alımının engellendiğini ve 1 milyar dolarlık milli servetin ülke içinde kaldığını vurguladı.
Ekonomide 23 Çeyreklik Kesintisiz Büyüme İstikrarı
Enerji hamlelerinin arkasındaki en büyük itici gücün ekonomik istikrar olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı büyük ekonomisi konumunda bulunduğunun altını çizdi. Son 23 yılda elde edilen yıllık ortalama yüzde 5,3'lük büyüme performansına ek olarak, açıklanan son çeyrek verileriyle Türkiye ekonomisinin küresel şoklara karşı direncini bir kez daha kanıtladığını söyledi. Yılın ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 2,5'lik büyüme oranıyla birlikte, kesintisiz büyüme trendinin 23'üncü çeyreğe taşındığı aktarıldı.
“bu gelişmeler ana muhalefetin gündeminde değil”
Konuşmasının son bölümünde iç siyasete ve ana muhalefet partisine yönelik eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin geleceğini şekillendiren bu devasa enerji yatırımlarının muhalefetin gündeminde yer bulamadığını belirtti.
“2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7110 elektrik santrali hizmete girmiştir. Bu elektriği yenilebilir enerji yerine doğalgazdan karşılasaydık 3 milyon metreküp doğalgaz alacaktık. Karşılığında da 1 milyar dolar ödemiş olacaktık. Bu gelişmeler ana muhalefetin hiç gündeminde değil. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Aynı muameleyi eski cumhurbaşkanları adayına da yaptılar. O sırasını savdı şimdi yerini başkasına bıraktı. Ana muhalefetin bu ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtası olacak. Siyaseti kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine yarın yenileri eklenecek. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız tüm bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Çirkin ithamlara rağmen serin kanlı tavrımızı koruyoruz. Elinden pamuk şekeri alınmış misali hırçınlaşan karikatür tipleri muhatap almıyoruz. Siyaset kurumunun itibarına kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur. Siyaseti marjinalize etmenin kimseye faydası yok. İktidar ve muhalefet milletimize karşı sorumluyuz. Rabbim bu ülkeyi daha kendi aralarındaki meseleyi çözemeyenlere bırakmasın diyorum.”