Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde ittifak üyesi ülkelerin meclis başkanları ve temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya siyasetinin yapısal bir değişimden geçtiğini belirterek çok net mesajlar verdi. Küresel sistemin eski tanımlamalarla açıklanamayacak bir kargaşa döneminde olduğunu ifade eden Erdoğan, Avrupa-Atlantik güvenliğinin tarihi bir kavşakta durduğuna dikkat çekti.
"Eski Kabuller Yıkılıyor, Küresel Sistem Anlamını Yitirdi"
Konuşmasında uluslararası ilişkilerde yaşanan eksen kaymalarına ve artan belirsizliklere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikrarın yerini gerilime bıraktığı bir dönemden geçildiğini vurguladı. Mevcut küresel kurumların ve teorilerin bugünün dünyasını açıklamakta yetersiz kaldığını belirten Erdoğan, özellikle Gazze ve Lübnan'da yaşanan insani dramların uluslararası sistemin itibarını sarstığını ifade etti. Eski kalıpların birer birer yıkıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı, yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini aktardı.
Savunma Ticaretinde "Ambargo ve Kısıtlama" Tepkisi
Türkiye'nin 70 yılı aşkın süredir güçlü ordusu ve gelişmiş savunma kapasitesiyle NATO'nun en büyük güvencelerinden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, ittifak ortaklarına "külfet paylaşımı" ve "iş birliği" üzerinden sitemde bulundu. Ankara'nın müttefiklik hukukunun gerektirdiği tüm sorumlulukları yerine getirdiğini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin savunma alanındaki devasa kapasitesini dar siyasi çıkarlar uğruna devre dışı bırakmaya çalışmanın kimseye bir faydası yoktur. Karşı karşıya olduğumuz tehditlerle topyekün mücadele edeceksek, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticareti önündeki tüm yapay engelleri kaldırmak zorundayız."
Erdoğan, kolektif savunma anlayışının coğrafi sınırları aşması gerektiğini vurgulayarak, "Teksas'tan Ankara'ya uzanan, amasız ve fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı inşa etmeliyiz" dedi.
Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Türkiye'nin Vazgeçilmezliği
Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen yeni savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesinin önemine değinen Cumhurbaşkanı, parlamenterlerden bu konuda destek istedi. Türkiye'nin kıtadaki tüm savunma yapılanmalarında söz sahibi olma iradesini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, Ankara'nın katkılarının bazı durumlarda görmezden gelinmesinin büyük bir stratejik hata olduğunun altını çizdi.