İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanan davada, geçen yıl Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne düzenlenen ve emniyet teşkilatını yasa boğan saldırının detayları gün yüzüne çıktı. 7’si tutuklu 13 sanığın hakim karşısına çıktığı duruşmada, eylemi gerçekleştiren Eren Bigül’ün mahkeme heyetine verdiği ifadeler dikkat çekti.
İnternet üzerinden radikalleşme süreci
Mahkemede savunma yapan Eren Bigül, herhangi bir örgütten doğrudan talimat almadığını iddia etse de DEAŞ’ın ideolojisini benimsediğini ve internetteki propaganda videolarından etkilendiğini itiraf etti. Bağdadi’nin "Türkiye’ye saldırın" çağrısı üzerine harekete geçtiğini belirten Bigül, saldırı öncesinde evde kendi imkanlarıyla bomba düzenekleri hazırladığını ve ailesini dahi "kafir" olarak nitelendirdiğini söyledi. Bigül, eylemi planlarken çeşitli kalabalık noktaları keşfetmeyi düşündüğünü ancak sonunda en yakınındaki karakolu hedef seçtiğini dile getirdi.
Ailenin savunması ve müşteki tepkileri
Duruşmada söz alan sanık baba Nuhver Bigül, oğlunun radikal düşüncelerinden haberdar olmadığını ve silah eğitimini sadece hobi amaçlı verdiğini savundu. Ancak şehit aileleri ve saldırıdan yaralı kurtulan polis memurları, ailenin "mağduriyet" savunmasına sert tepki gösterdi. Şehit Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, sanığın ailesinin ihmaline dikkat çekerek, çocuklarını silaha teşvik eden bir aile yapısının bu sonuçtan sorumlu olduğunu vurguladı. Şehit yakınları, sanığın yaşının küçük olmasına rağmen yetişkin bir terörist gibi muamele görmesi ve en ağır cezayı alması talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, duruşma sonunda sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek dosyayı 28 Temmuz’a erteledi. Savcılık, Eren Bigül ve diğer sanıklar hakkında 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 261 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.