İstanbul’da Yahudi cemaatinin varlığı, şehrin Bizans dönemine kadar uzanan çok katmanlı tarihinin önemli parçalarından birini oluşturur. Konstantinopolis’in kuruluşundan kısa süre sonra kaynaklarda adı geçen Yahudi toplumu, yüzyıllar boyunca farklı semtlerde yaşamış, kimi zaman sürgün edilmiş, kimi zaman ise ticaret ve kültürel hayatın merkezinde yer almıştır.
Bu yazıda, İstanbul’da Yahudi cemaatinin tarihsel süreçte yoğun olarak yaşadığı üç önemli bölgeye odaklanıyoruz: Bahçekapı, Hasköy ve Langa-Samatya.
Bizans Döneminde Yahudiler ve İlk Yerleşimler
Bizans İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı resmî din olarak kabul etmesinin ardından Yahudilere yönelik tutum çoğu zaman mesafeli ve dışlayıcı olmuştur.
yüzyılda II. Teodosius döneminde Yahudiler şehir içinden çıkarılarak Galata’ya sürülmüştür.
yüzyılda benzer bir sürgün tekrar yaşanmıştır.
Buna rağmen Eminönü kıyıları ve Balıkpazarı civarında Yahudi varlığına 12. yüzyılda yeniden rastlanır.
1204’te İstanbul’u ele geçiren Latin Haçlılar döneminde özellikle liman bölgesindeki Yahudilerin ağır kayıplar verdiği bilinmektedir. Ancak Osmanlı fethi sonrasında şehirde yeniden güçlü bir Yahudi topluluğu ortaya çıkmıştır.
BAHÇEKAPI: Ticaretin Kalbindeki Yahudi Mahallesi
Osmanlı’nın ilk dönemlerinde Yahudilerin en yoğun yaşadığı yerlerden biri Bahçekapı, Yemiş İskelesi ve Tahtakale çevresiydi.
Hatta bugün artık mevcut olmayan bir kapı, halk arasında “Çıfıt Kapısı” olarak anılıyordu.
16. ve 17. Yüzyıllarda Bahçekapı
1569’daki büyük yangında Yahudi Mahallesi ağır zarar gördü.
Cemaat bir süreliğine Galata’ya göç etti.
Safiye Sultan’ın Yeni Camii projesi nedeniyle Yahudilerin bölgeye dönüşü engellendi.
Daha sonra Hatice Turhan Sultan döneminde Yeni Camii inşaatı tamamlanırken Yahudiler arsa bedelleri ödenerek bölgeden çıkarıldı. Bu süreçte cemaatin önemli bir bölümü Hasköy’e yerleşti.
Buna rağmen zaman zaman Bahçekapı’da Yahudi yerleşimleri yeniden görülmüş, ancak devlet özellikle selatin camileri çevresinde gayrimüslim yoğunluğuna sıcak bakmamıştır.
HASKÖY: İstanbul Yahudilerinin En Güçlü Merkezi
Bahçekapı’dan ayrılan Yahudiler için Hasköy, 17. yüzyıldan itibaren en önemli yerleşim alanı hâline geldi.
Hasköy’ün Özellikleri
Haliç kıyısında, bahçeler ve köşklerle çevrili bir semtti.
Evliya Çelebi 17. yüzyılda burada 10 bin civarında Yahudi yaşadığını belirtir.
yüzyılda nüfusun 25 bine kadar çıktığı ifade edilir.
Hasköy, karşı kıyıdaki Balat’a göre daha düzenli ve temiz kabul edilirdi. Altyapı sistemi daha gelişmişti ve kanalizasyon doğrudan Haliç’e aktarılabiliyordu.
Önemli Yapılar ve Kurumlar
Sinyora, Mayor ve Fua Sinagogları
Hasköy Mezarlığı
Alliance Okulu (Yahudi modernleşmesinin önemli adımı)
Makkabi Spor Kulübü (1913)
Ayrıca ünlü banker Abraham Camondo’nun anıt mezarı da burada bulunuyordu.
20. Yüzyılda Göç ve Değişim
yüzyılın sonlarından itibaren Yahudi nüfus:
Galata (Kuledibi, Şişhane)
Şişli
Teşvikiye
Ulus
gibi semtlere yönelmeye başladı.
Bunun başlıca sebepleri:
Ticaret merkezinin Galata’ya kayması
Salgın hastalıklar
1942 Varlık Vergisi
1948’de İsrail Devleti’nin kurulması sonrası göç
6-7 Eylül 1955 olayları
Bu gelişmeler Hasköy’ün demografik yapısını köklü biçimde değiştirdi.
Karay Yahudileri ve Hasköy
Hasköy aynı zamanda Karay Yahudilerinin İstanbul’daki merkeziydi.
Günümüzde sayıları 50’nin altına düşmüş durumdadır.
Sinagogları yer seviyesinin altında inşa edilmiştir.
Bu mimari tercih, Tevrat’taki bir ifadeye dayandırılır.
Karay mezarlığı da yine Hasköy’dedir.
LANGA – SAMATYA: Dericiliğin Merkezi
Bizans döneminde Langa ve Samatya da önemli Yahudi yerleşimlerindendi.
Bu bölgede yaşayan Yahudiler:
Özellikle dericilikle uğraşıyordu.
Zamanla Hasköy’e taşındılar.
Hasköy Mezarlığı’nda “İstamati” soyadlı mezar taşları Samatya kökenine işaret eder.
Ticari faaliyetlerin yön değiştirmesi ve toplumsal dönüşümler bu göçü hızlandırdı.