Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasında, tutuklu yargılanan yargı muhabiri Alican Uludağ hâkim karşısına çıktı.
Cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlanan Uludağ'ı, avukatları ve yakınlarının yanı sıra Ankara 1 No'lu Baro Başkanı Mustafa Köroğlu da salondan takip etti. Kimlik tespitinin ardından savunmasını gerçekleştiren gazeteci, tutuklanmayı hak edecek bir eylemde bulunmadığını, sosyal medya hesabındaki ifadelerinin tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamında halkı bilgilendirme amaçlı olduğunu vurguladı.
Eleştiri ve haber hakkı savunması yapıldı
Hakkında üç farklı suçtan ceza talep edilen Alican Uludağ, savunmasında soruşturmanın içeriğine dair itirazlarını dile getirdi. İddianamede bir yıl önce yaptığı 13 sosyal medya paylaşımının cumhurbaşkanına hakaret olarak değerlendirildiğini belirten Uludağ, bu paylaşımlarda hakaret unsuru bulunmadığını, aksine bazı adli soruşturmalara yönelik eleştirilerin yer aldığını ifade etti. "Suç işlemedim, gazetecilik yaptım" diyen Uludağ, beraat ve tahliye talebinde bulundu. Beyanların tamamlanmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme hâkimi, Uludağ’ın tahliyesine hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
TCK 299 ve 301. maddelerin yasal çerçevesi
Gazeteci Alican Uludağ hakkında açılan davada "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" ile "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamaları yer alıyor. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299. maddesinde düzenlenen cumhurbaşkanına hakaret suçu, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörürken; devletin kurumlarını aşağılamayı içeren 301. madde kapsamında soruşturma açılması Adalet Bakanlığı'nın iznine tabidir.
Ayrıca ceza muhakemesi hukukunda tutuklama tedbiri; kaçma, delilleri karartma veya tanıklar üzerinde baskı kurma şüphesinin somut delillerle ortaya konulması durumunda uygulanan istisnai bir koruma tedbiridir. Özellikle sosyal medya paylaşımlarına dayanan ve delillerin zaten dijital ortamda sabit olduğu dosyalarda, ifade özgürlüğü ve orantılılık ilkeleri gereğince tutuksuz yargılama esas kabul edilmektedir. Mahkemenin ilk duruşmada verdiği tahliye kararı da bu hukuki teamüller doğrultusunda değerlendirilmektedir.