Gazeteci Kemal Öztürk, Samandağ Cumhuriyet Savcılığının talebi üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına giderek ifade verdi.
Hakkındaki “katliam çağrısı” iddialarını reddeden Öztürk, sözlerinin çarpıtıldığını savunurken, açıklamalarından dolayı üzülen Alevi ve Nusayri vatandaşlardan özür dilediğini belirtti. Öztürk, savcılıktaki işlemlerinin ardından kamuoyuna yazılı bir açıklama yaptı.
"30 yıllık gazetecilik hayatımda hiçbir zaman şiddeti savunan, halkı kin ve nefrete sevk eden tek satır cümlem olmadı" diyen Öztürk, söz konusu konuşmasında şiddet ve çatışma isteyenlere karşı Suriye devletinin aklıselimle davrandığını anlattığını söyledi. Art niyetli çevrelerin sözlerini çarpıtarak bir kampanya başlattığını ileri süren gazeteci, katliam çağrısı yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.
İfade özgürlüğü ve basında nefret söylemi mevzuatı
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 216. maddesi uyarınca "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, gazetecilerin veya kamuoyuna mal olmuş kişilerin canlı yayın ve yazılarındaki beyanları değerlendirilirken; ifadenin bütünü, kullanıldığı bağlam ve toplumsal barışı bozma potansiyeli adli mercilerce kriter olarak esas alınmaktadır.
"Asıl hedef Terörsüz Türkiye süreci"
Beş gündür sistematik bir linç kampanyasına maruz kaldığını belirten Kemal Öztürk; ailesine, çocuklarına ve inancına yönelik tehdit ile hakaretler hakkında yargıya başvurduğunu açıkladı.
Yaşananların şahsı üzerinden daha geniş bir politik gündemi hedef aldığını savunan Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
"Gelişmeleri iyi takip edenlerin meselenin 'Kemal Öztürk' olmadığını anladıklarını memnuniyetle görüyorum. Asıl hedef Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci, bunu yönetenler, sahip çıkanlar ve medyada savunanlardır. Benim üzerimden süreci yıpratmak ve savunulmaz kılmak için yapılmış bir kampanyanın başarısız olacağı anlaşılmaya başlanmıştır. Bu süreçte iyi niyetli Alevi ve Nusayri vatandaşlarımızın hukuklarına zarar gelmemesi, üzülmemeleri için özen gösterilmesini özellikle istirham ederim. Bugünden itibaren Terörsüz Türkiye sürecini daha bir azimle savunmak için çalışacağım."