Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" olarak anılan, aralarında Arda Turan ve Fernando Muslera gibi tanınmış isimlerin de yer aldığı çok sayıda kişiyi dolandırmakla suçlanan eski banka müdürü Seçil Erzan’ın yargılanmasına sil baştan başlandı.
Daha önce İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılama süreci, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) kararnamesiyle mahkemenin kapatılması üzerine İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine devredildi. Yeni mahkeme heyeti huzurunda görülen ilk duruşmaya, tutuklu sanık Seçil Erzan ile taraf avukatları katıldı.
Erzan’dan Savunma: "Her Şey İradem Dışında Gelişti"
Duruşmada söz alarak hakkındaki iddiaları reddeden Seçil Erzan, kimsenin iradesini fesada uğratmadığını ve kimseyi faiz vaadiyle kandırmadığını öne sürdü. Süreç boyunca tehdit edildiğini ve darbedildiğini iddia eden Erzan, soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin bağlamından koparıldığını savundu. Müştekilere ödeme yapabilmek adına tüm mal varlığını sattığını belirten Erzan, tahliyesini ve beraatini talep etti.
Buna karşın müşteki avukatları, yerel mahkemenin daha önce verdiği mahkumiyet kararında direnmesini ve Erzan’ın tutukluluk halinin sürmesini istedi.
Mahkemeden "Devam" Kararı ve Uzlaştırma Beklentisi
Cumhuriyet Savcısı, sanığın üzerindeki somut delil durumunu ve suçun vasfını gerekçe göstererek tutukluluk halinin devamını talep etti.
Ara kararını açıklayan İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti; mevcut delil durumu, isnad edilen suçların ceza alt ve üst sınırları ile adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağını değerlendirerek Seçil Erzan'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Ayrıca mahkeme; Arda Turan, Fernando Muslera, Volkan Bahçekapılı ve İsmail İbrahim Çağlar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda müşteki yönünden uzlaştırma raporlarının sonucunun beklenmesine hükmederek duruşmayı 9 Ekim tarihine erteledi.
Dava Sürecinde Ne Olmuştu?
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Aralık 2025 tarihinde açıkladığı kararla Seçil Erzan’ı 27 farklı müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık", "özel belgede sahtecilik" ve "güveni kötüye kullanma" suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı. Kararda bazı eylemler yönünden ise beraat ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları verilmiş, diğer sanıklara da çeşitli oranlarda hapis cezaları dağıtılmıştı.
Ancak dosyanın taşındığı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi (İstinaf), ilk derece mahkemesinin kararında birleşen dosya bilgilerine yeterince yer vermediğini ve bu durumun denetim güçlüğü oluşturduğunu belirterek hükmü usulden bozmuş ve dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye iade etmişti.