ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, fintech şirketi Kalder’in kurucusu ve CEO’su Türk iş insanı Gökçe Güven hakkında kapsamlı bir iddianame düzenledi. Savcılık tarafından yapılan açıklamada, Güven’in yatırımcıları yanıltarak yaklaşık 7 milyon dolar fon topladığı iddia edildi. Kamuoyuna yansıyan suçlamalar arasında menkul kıymet dolandırıcılığı, elektronik iletişim yoluyla dolandırıcılık, vize sahtekarlığı ve ağırlaştırılmış kimlik hırsızlığı yer alıyor. Dava süreci ABD federal mahkemelerinde devam ederken, iddialar hem finans hem de göçmenlik hukuku açısından dikkat çekiyor.
Gökçe Güven hakkında hangi suçlamalar yöneltiliyor?
New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Gökçe Güven’e yöneltilen suçlamalar birden fazla başlık altında toplandı. Savcılığa göre Güven, Kalder adlı fintech girişimi üzerinden yatırımcılara yanlış ve yanıltıcı bilgiler sunarak haksız kazanç elde etti.
İddianamede yer alan suçlamalar arasında menkul kıymet dolandırıcılığı ve elektronik iletişim yoluyla dolandırıcılık öne çıkıyor. Buna ek olarak Güven’in ABD’de kalabilmek için yaptığı vize başvurusunda sahte belgeler kullandığı ve bu süreçte ağırlaştırılmış kimlik hırsızlığına varan eylemlerde bulunduğu da iddia ediliyor.
Kalder üzerinden yatırımcıları yanıltma iddiası neye dayanıyor?
Savcılık makamına göre Gökçe Güven, Kalder’in gelirleri, müşteri sayısı ve ticari ortaklıkları konusunda yatırımcılara gerçeği yansıtmayan bilgiler verdi. İddianamede, tanıtım sunumlarında Kalder’i aktif olarak kullanan 26 marka bulunduğu ve 53 markanın ücretsiz deneme sürecinde yer aldığı öne sürüldü.
Ancak savcılığın incelediği belgelere göre bu rakamların şirketin gerçek durumunu yansıtmadığı, müşteri ve gelir verilerinin ciddi şekilde abartıldığı belirtildi. Bu yanıltıcı sunumların, yatırımcıların kararlarını doğrudan etkilediği ve milyonlarca dolarlık fonun toplanmasına zemin hazırladığı ifade edildi.
Çift defter iddiası neden dikkat çekiyor?
İddianamede yer alan en çarpıcı iddialardan biri de Kalder bünyesinde iki ayrı finansal kayıt sistemi kullanıldığı yönünde oldu. Savcılığa göre bu sistemlerden biri şirketin gerçek mali durumunu yansıtırken, diğerinde yatırımcılara sunulmak üzere rakamların şişirildiği sahte tablolar yer aldı.
Bu yöntemin, şirketin finansal performansını olduğundan güçlü göstererek yatırımcı güveni sağlamak amacıyla kullanıldığı öne sürüldü. Savcılık, bu uygulamanın dolandırıcılık suçlamalarının temel dayanaklarından biri olduğunu vurguladı.

O-1A vizesi başvurusunda hangi usulsüzlükler iddia ediliyor?
Gökçe Güven hakkında yöneltilen suçlamalar yalnızca finansal dolandırıcılıkla sınırlı değil. İddianamede, Güven’in öğrenci vizesinin sona ermesinin ardından ABD’de kalmak ve çalışmak için başvurduğu “olağanüstü yetenek” kategorisindeki O-1A vizesi sürecinde de sahtecilik yaptığı ileri sürüldü.
Savcılığa göre başvuru dosyasında yer alan bazı referans mektupları, üst düzey yöneticiler tarafından yazılmış ve imzalanmış gibi gösterildi. Ancak bu belgelerin gerçekte Gökçe Güven tarafından dijital ortamda hazırlandığı ve yetkililerin bilgisi dışında kullanıldığı iddia edildi. Bu durum, vize sahtekarlığı ve ağırlaştırılmış kimlik hırsızlığı suçlamalarının temelini oluşturdu.
Suçlamalar halinde hangi cezalar gündeme gelebilir?
İddianamede yer alan her bir suçlama, ABD federal yasalarına göre ayrı ayrı ağır yaptırımlar içeriyor. Menkul kıymet dolandırıcılığı ve elektronik iletişim yoluyla dolandırıcılık suçları, uzun süreli hapis cezalarıyla sonuçlanabiliyor.
Vize sahtekarlığı ve ağırlaştırılmış kimlik hırsızlığı suçları da ciddi cezai yaptırımlar öngörüyor. Savcılık tarafından yapılan açıklamalara göre, suçlamaların tamamı sabit görülürse teorik olarak onlarca yıla varan hapis cezası gündeme gelebilir.
Gökçe Güven’in girişimcilik geçmişi nasıl şekillendi?
Gökçe Güven, Kalder’i kurmadan önce çeşitli teknoloji şirketlerinde ürün tasarımı ve geliştirme alanlarında görev aldı. Kalder, fintech alanında faaliyet gösteren bir girişim olarak kısa sürede dikkat çekmiş ve geçmişte farklı yatırım turlarında milyonlarca dolarlık fon toplamıştı.
Şirket, bazı uluslararası yatırımcıların desteğini alarak büyüme hedeflerini kamuoyuna duyurmuştu. Ancak son iddianameyle birlikte bu büyüme sürecine ilişkin sunulan veriler de sorgulanır hâle geldi.
Dava sürecinde son durum ne?
ABD’nin New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, suçlamaları içeriyor ancak henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor. Gökçe Güven hakkındaki iddialar, federal mahkemelerde yürütülen dava sürecinde değerlendirilecek.
Yetkililer, iddianamenin bir suç isnadı olduğunu ve yargı süreci tamamlanana kadar masumiyet karinesinin geçerli olduğunu vurguluyor. Dava süreci ilerledikçe, Kalder ve Gökçe Güven hakkındaki iddiaların nasıl sonuçlanacağı kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.