Hindistan, çocuklara ve kadınlara yönelik bitmek bilmeyen şiddet sarmalında bir kez daha en karanlık günlerinden birini yaşıyor. Batı Bengal eyaletine bağlı Surjyapur köyünde, henüz hayatının baharında olan 11 yaşındaki bir kız çocuğunun kaçırılarak katledilmesi, ülkede adalet ve güvenlik sistemine yönelik devasa bir protesto dalgası başlattı.
Doğum Günü Yolunda Başlayan Kabus
Olay, 4 Temmuz günü küçük kızın bir arkadaşının doğum günü partisine katılmak üzere evinden çıkmasıyla başladı. Yolculuğu sırasında bir grup erkek tarafından zorla kaçırılan çocuktan bir daha haber alınamadı. Telaşlı ailenin hemen aynı gün emniyet güçlerine başvurarak kayıp ihbarında bulunmasına rağmen, arama çalışmalarının hızı ve etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri belirdi.
Ertesi gün, 5 Temmuz sabahı, Surjyapur yakınlarındaki bir göletin yüzeyinde duran şüpheli bir çuval acı gerçeği ortaya çıkardı. Çuvalın içinden çıkan cansız bedenin, kayıp ihbarı yapılan 11 yaşındaki kız çocuğuna ait olduğu tespit edildi.
Otopsi Raporu Vahşetin Boyutunu Gözler Önüne Serdi
Yapılan ilk adli tıp incelemeleri ve otopsi raporu, yaşanan vahşetin insanlık dışı boyutlarını belgeledi. Rapora göre, kaçırıldıktan sonra cinsel saldırıya maruz bırakılan küçük kız, henüz bilinci açık ve hayattayken bir çuvala konularak gölete fırlatıldı. Resmi ölüm nedeni kayıtlara "boğulma" olarak geçerken, bu durum canilerin canice hislerle hareket ettiğini bir kez daha kanıtladı.
Vahşetin duyulmasının ardından bölge halkı ve sivil toplum örgütleri sokaklara döküldü. Adalet talebiyle gerçekleştirilen kitlesel eylemlerde emniyet birimlerine yönelik öfke ön plana çıktı.
"Polis Ertesi Güne Erteledi" İddiası ve Firar Girişimi
Hayatını kaybeden çocuğun ailesi ve köy sakinleri, yerel polisin kayıp başvurusunu ilk gün ciddiye almadığını öne sürdü. Aile, emniyet görevlilerinin kendilerine "konuyla yarın ilgileneceğiz" diyerek kapıyı kapattığını, zamanında yapılacak bir müdahaleyle çocuklarının bugün hayatta olabileceğini ifade etti.
Soruşturma kapsamında 4 şüpheli gözaltına alınırken, davanın gidişatını değiştiren bir diğer olay ise 8 Temmuz’da yaşandı. Olay yeri incelemesi sırasında polis memurlarından birinin silahını gasp ederek kaçmaya çalışan baş şüpheli, kolluk kuvvetleri tarafından vurularak etkisiz hale getirildi. Diğer 3 şüphelinin ise emniyetteki sorgusu devam ediyor.
Hindistan’da Kronikleşen Şiddet Sektörü: Korkutan Rakamlar
Yaşanan bu son facia, Hindistan'ın kadın ve çocuk güvenliği konusundaki derin yapısal sorunlarını bir kez daha küresel gündeme taşıdı. Ulusal Suç Kayıtları Bürosu'nun (NCRB) güncel verileri ülkedeki tablonun ne denli ağır olduğunu gösteriyor:
Aktivistler ve hukukçular, kolluk kuvvetlerindeki lakayıtlık, toplumsal baskı nedeniyle mağdurların sessiz kalması ve yargı sürecinin çok yavaş işlemesinin suçlulara cesaret verdiğini savunuyor. Hükümetin caydırıcı yasalar çıkarma konusundaki vaatlerine rağmen, uygulamadaki boşluklar çocukların en temel yaşam hakkını bile ellerinden almaya devam ediyor.