3 Aralık 1915'te başlayan kuşatma, Osmanlı ordusunun kararlılığıyla bir çelik çembere dönüştü. İngilizlerin Kut’u kurtarmak için gönderdiği Tigris Kolordusu, her seferinde Türk ordusunun sarsılmaz duvarına çarptı. Şeyh Saad, Hannah ve Sabis muharebelerinde binlerce asker kaybeden İngilizler, takviye birliklerin de bozguna uğramasıyla kaderlerine terk edildi.
"Para Değil, Tam Teslimiyet!": Milyonluk Teklifin Reddi
Kut’ta açlık ve hastalıkla boğuşan General Townshend, son çare olarak rüşvet teklif etti. Ordusunun Hindistan’a gitmesine izin verilmesi karşılığında Osmanlı’ya 1 milyon İngiliz lirası teklif eden Townshend’e, Halil Paşa ve Osmanlı Genelkurmayı’ndan tarihi bir yanıt geldi: "Bizim paraya ihtiyacımız yoktur, İngilizlerin hoşuna gidecek siyaset yapma mecburiyetimiz de yoktur!"

13 Bin Esir ve Tek Kılıç: Zaferin Bilançosu
29 Nisan 1916 günü, İngiliz ordusu için beyaz bayrak çekme vakti gelmişti. Halil Paşa, bizzat teslim aldığı General Townshend’in kılıcını "centilmenlik" gereği iade etti ancak 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 erden oluşan ordu artık "Osmanlı’nın kıymettar misafirleri" olmuştu. James Morris gibi tarihçiler bu anı, "Britanya askeri tarihinin en aşağılık teslimi" olarak kayıtlara geçirecekti.

"Şehitlerin Ruhları Gülüyor": Halil Paşa’nın Mesajı
Zaferin ardından 6. Ordu Komutanı Halil Paşa, askerlerine hitaben yayımladığı mesajda zaferi şu sözlerle taçlandırdı: "Arslanlar! Osmanlı sebatının, İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz." 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir ise "Türk süngüsünün tarihe geçtiği bu gün için Cenabıallah’a secdeye kapanalım" diyerek zaferin manevi boyutunu vurguladı.
