İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Ahmed Behşayeş Erdestani, Tahran ile Washington yönetimleri arasında olası doğrudan temaslara ilişkin diplomatik çerçeveyi değerlendirdi.
Mevcut jeopolitik koşullarda çatışmaların sona erdirilmesi için müzakerelerin kaçınılmaz bir araç olduğunu savunan Erdestani, doğrudan görüşmelerin gerçekleştirilebileceği adresler olarak Türkiye ve Katar'ı işaret etti.
İki ülke arasındaki mevcut gerilim politikasının sürdürülemez olduğunu belirten İranlı parlamenter, hem fiili çatışma hem de diplomasi yokluğu durumunun sona erdirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bölgesel arabuluculuk geleneği ve diplomatik zemin
Erdestani'nin Türkiye ve Katar vurgusu, her iki ülkenin de Tahran ile Batı başkentleri arasında geçmişte yürüttüğü kolaylaştırıcı diplomasi rollerine dayanıyor. Özellikle Türkiye, 2010 yılında Brezilya ile birlikte Tahran Nükleer Takas Deklarasyonu'na öncülük etmiş, takip eden yıllarda ise P5+1 ülkeleri ile İran arasındaki kritik temaslara İstanbul'da ev sahipliği yapmıştı.
Katar'ın da son dönemde mahkûm takasları ve dondurulan mali varlıkların serbest bırakılması süreçlerinde oynadığı arabuluculuk misyonu, Ankara ve Doha hattını olası doğrudan temaslar için en güçlü tarafsız platformlar konumuna getiriyor.
Nükleer anlaşma tartışmaları ve uluslararası algı
Erdestani değerlendirmesinde, İran iç politikasında zaman zaman gündeme getirilen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan (NPT) çekilme tartışmalarına da değindi.
NPT mekanizmasından ayrılmanın diplomatik alanda yaratacağı risklere işaret eden yetkili, bu tür bir adımın uluslararası kamuoyunda Tahran'ın nükleer silah üretimine yöneldiği şeklinde bir algıya yol açacağını belirtti. İranlı parlamenter, küresel baskıların arttığı bir dönemde denetim mekanizmalarını tamamen devre dışı bırakacak radikal adımların diplomatik manevra alanını daraltacağı uyarısında bulundu.