Maariv gazetesinde yayımlanan değerlendirme, İsrailli yazar ve eski general Yitzhak Brick tarafından kaleme alındı. “İran'ı Unutun: İsrail Savunma Kuvvetleri'nin radarının altında gelişen daha tehlikeli tehdit” başlığıyla yayımlanan analizde İsrail ordusunun mevcut savunma yaklaşımı ele alındı.
Yazıda, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin askeri stratejisinin büyük ölçüde hava gücüne dayandığı ifade edildi. Analizde İsrail Hava Kuvvetleri’nin operasyonel kapasitesine güçlü bir güven duyulduğu belirtilirken, buna karşılık kara kuvvetlerinin yeterince güçlendirilmediği yönünde değerlendirmeler yer aldı.
Değerlendirmede ayrıca İsrail’in güvenlik yaklaşımı için “gönüllü bir körlük” ifadesi kullanıldı. Bu kapsamda Tel Aviv yönetiminin bazı potansiyel güvenlik risklerini yeterince dikkate almadığı ileri sürüldü.
İran ile çatışmalar “uçak savaşı” olarak değerlendirildi
Maariv gazetesinde yayımlanan analizde İran ile yaşanan çatışmaların niteliğine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. Yazıda İran’a karşı yürütülen askeri operasyonların büyük ölçüde hava gücü üzerinden yürütüldüğü ifade edildi.
Analizde, iki ülke arasındaki coğrafi mesafe ve askeri kapasite koşulları nedeniyle İsrail’in İran’a büyük çaplı kara birlikleri göndermeyi planlamadığı belirtildi. Bu nedenle İran ile yaşanan çatışmaların “steril bir uçak savaşı” şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.
Yazıda ayrıca İran’daki siyasi sistemin ancak iç dinamiklerle değişebileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi. İsrail’in bu süreçte doğrudan kara operasyonları planlamadığı da analizde belirtilen unsurlar arasında yer aldı.
Çok cepheli savaş ihtimali vurgulandı
Maariv’de yayımlanan değerlendirmede olası bir bölgesel savaş senaryosuna da yer verildi. Analize göre İsrail, farklı bölgelerden gelebilecek tehditlerin aynı anda ortaya çıkabileceği bir güvenlik ortamıyla karşı karşıya kalabilir.
Yazıda kuzeyde Hizbullah, Suriye kaynaklı unsurlar, Ürdün üzerinden gelebilecek sızmalar ve Batı Şeria’da yaşanabilecek olası ayaklanmalar gibi farklı güvenlik başlıklarına dikkat çekildi. Ayrıca gelecekte Mısır’dan gelebilecek risklerin de senaryolar arasında yer aldığı ifade edildi.
Bu tür çok cepheli bir senaryoda yalnızca hava gücüne dayalı bir askeri yaklaşımın yeterli olmayabileceği değerlendirmesine yer verildi. Analizde güçlü bir ordunun hava, kara ve deniz kuvvetlerinin birlikte oluşturduğu bir yapı ile mümkün olabileceği ifade edildi.
Analizde Türkiye’nin bölgesel rolüne dikkat çekildi
Maariv gazetesindeki yazıda Orta Doğu’daki güç dengeleri bağlamında Türkiye’ye de değinildi. Analizde İsrail’in İran’a yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye’nin bölgede etkisini artırdığı yönünde değerlendirmeler yer aldı.
Yazıda Ankara’nın Orta Doğu’da giderek daha fazla etkili bir aktör haline geldiği belirtilirken, Türkiye’nin uzun vadede stratejik dengeler açısından önemli bir rol oynayabileceği ifade edildi. Değerlendirmede İsrail yönetiminin geleceğe yönelik güvenlik planlamasında bu gelişmeleri dikkate alması gerektiği vurgulandı.
Analizde ayrıca bölgesel güç dengelerinde yaşanan değişimlerin dikkatle izlenmesi gerektiği ifade edilerek, güvenlik stratejilerinin bu çerçevede yeniden değerlendirilmesinin önemine işaret edildi.