Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bennett, Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirerek İsrail’e Ankara’ya karşı uluslararası bir strateji belirlenmesi çağrısı yaptı.
Bennett’in açıklamaları, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin uzun süredir gerilimli seyrettiği bir dönemde geldi.
“Türkiye Yeni İran’dır” İfadesi
Naftali Bennett, X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda 2026 Başkanlar Konferansı’na atıfta bulundu. Paylaşımında, “Türkiye yeni İran’dır, Erdoğan kurnaz ve tehlikeli bir rakip” ifadelerini kullandı.
Bennett, Türkiye’nin bölgesel politikalarının İsrail açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savundu. Açıklamasında Ankara’nın son dönemde izlediği dış politika adımlarına değinen Bennett, Türkiye’nin çeşitli bölgelerdeki hamlelerini eleştirdi.
Bölgesel Politikalar Üzerinden Değerlendirme
Eski başbakan, Türkiye’nin Suriye, Gazze, Doğu Akdeniz ve Afrika’daki faaliyetlerini gündeme taşıdı. Bu adımların İsrail’in güvenliği açısından risk oluşturduğunu ileri sürdü.
Paylaşımında Türkiye’nin bölgesel etkinliğinin İran benzeri bir eksen yarattığını iddia eden Bennett, “Uyarıyorum: Türkiye yeni İran’dır. Erdoğan, İsrail’i kuşatmak isteyen kurnaz ve tehlikeli bir rakip. Gözlerimizi tekrar kapatmamalıyız” ifadelerine yer verdi.
Bennett ayrıca Katar ve Suriye’de Türkiye’nin radikal unsurlarla ilişkisi olduğunu öne sürdü.
“Eş Zamanlı Yollarla Harekete Geçmeliyiz” Çağrısı
Bennett, açıklamasında İsrail’in hem İran hem de Türkiye politikalarına karşı koordineli bir strateji geliştirmesi gerektiğini savundu. “Tahran’dan gelen tehdide ve Ankara’dan gelen düşmanlığa karşı farklı ancak eşzamanlı yollarla harekete geçmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Eski başbakan, İsrail’e yönelik tehdit algısının yalnızca İran’la sınırlı olmadığını belirterek Türkiye’nin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bennett’in söz konusu açıklamaları, Türkiye’nin Orta Doğu siyaseti ve özellikle Gazze konusundaki tutumunun İsrail tarafında eleştirilere neden olduğu bir süreçte yapıldı. Açıklamalar, iki ülke arasındaki diplomatik ve siyasi gerilimin sürdüğü bir döneme denk geldi.