Yeni Birlik Gazetesi Gündem İsrail'in 1000 günlük yıkımı: Altı ülkede birden savaş rüzgarı

İsrail'in 1000 günlük yıkımı: Altı ülkede birden savaş rüzgarı

Gazze Şeridi'nde başlayan saldırıların 1000. gününde İsrail, yayılmacı askeri stratejisiyle Lübnan'dan İran'a, Suriye'den Yemen'e kadar tüm Orta Doğu'yu küresel bir krizin eşiğine sürükledi.

KAYNAK: AA

Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nde tetiklenen askeri kriz, aradan geçen 1000 günde sadece Filistin topraklarını değil, tüm Orta Doğu’yu içine çeken devasa bir ateş çemberine dönüştü. Tel Aviv yönetiminin askeri operasyonları; Lübnan, Yemen, Suriye, İran ve Katar topraklarını doğrudan ya da dolaylı olarak hedef alarak bölgedeki istikrarsızlığı küresel bir jeopolitik krize dönüştürdü.

Gazze’de Asrın İnsani Felaketi ve Etnik Temizlik

İsrail ordusunun Ekim 2023’ten bu yana yürüttüğü hava ve kara harekatları, modern tarihin en büyük insan yapımı felaketlerinden birine zemin hazırladı. Donald Trump liderliğindeki ABD yönetiminin arabuluculuğunda 2025 yılı boyunca iki kez geçici ateşkes ilan edilmesine rağmen, sahada silahlar tam anlamıyla susmadı.

Gazze'deki hükümet kaynaklarının paylaştığı bilançoya göre, 1000 günlük süreçte yaklaşık 2 milyon 400 bin Filistinli sistematik bir biçimde yerinden edildi. Ağır bombardımanlar altında 21 bin 500'den fazlası çocuk, 12 bin 500'den fazlası kadın olmak üzere toplamda 73 bin 66 Filistinli yaşamını yitirdi. Gazze'deki yapı stokunun en az yüzde 90'ı tamamen yok olurken, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları gerekçesiyle yakalama kararı çıkardı. Güney Afrika’nın açtığı dava ise Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım yargılaması olarak tarihe geçti.

Kırılma Noktası: Doha Saldırısı ve Batı Şeria’da Toprak Gasbı

Sürecin en kritik diplomatik kırılmalarından biri Katar’ın başkenti Doha’da yaşandı. 9 Eylül 2025’te tarafların ateşkese en çok yaklaştığı anlarda, Hamas müzakere heyetinin bulunduğu bina İsrail tarafından hedef alındı. Hamas lider kadrosunun sağ kurtulduğu bu operasyonda üst düzey isimlerin yakınları ve Katarlı bir polis memuru hayatını kaybetti. Katar'ın egemenlik haklarını ihlal eden bu hamle, uluslararası kamuoyunun büyük tepkisini çekerek İsrail'i sonraki süreçte Ekim 2025 ateşkesine zorlayan bir baskı unsuruna dönüştü.

Madalyonun diğer yüzünde ise Batı Şeria yer alıyor. "Vaadedilmiş topraklar" retororisiyle bölgeye yönelik baskısını artıran İsrail ordusu, bin günde 1000'den fazla baskın düzenleyerek 250’si çocuk 1100'den fazla Filistinlinin ölümüne yol açtı. Yasa dışı yerleşim kararlarıyla Filistin topraklarının gasp edilmesi, 1967’deki işgal günlerinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Lübnan, Suriye ve Yemen Cephelerinde Genişleyen İşgal

İsrail ordusu, Gazze'deki operasyonlarıyla eş zamanlı olarak komşu ülkeleri de hedef aldı. Lübnan'ın güneyinde 2 Mart 2026’da başlatılan geniş çaplı işgal operasyonuyla yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanda "tampon bölge" kuruldu. Beyrut ve Bekaa Vadisi'ni de içine alan hava bombardımanları, ülkenin sivil altyapısını felç etti. Washington'da imzalanan çerçeve anlaşmaya rağmen İsrail, Lübnan ordusuna devredilmesi planlanan pilot bölgelerden henüz çekilmedi.

Suriye'de ise Aralık 2024’te 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesini fırsat bilen Tel Aviv, güney sınırındaki tampon bölgeyi işgal etti. Temmuz 2025’te Süveyda’daki iç karışıklıkları bahane ederek Şam’daki Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi ile Genelkurmay karargahını vurdu. Yemen'deki Husiler ise Gazze'ye destek gerekçesiyle fırlattıkları füzelerin ardından İsrail’in sert misillemelerine maruz kaldı; düzenlenen hava saldırılarında Husi hükümetinin Başbakanı Ahmet Galib er-Rehavi ve bazı bakanlar hayatını kaybetti.

İran ile Doğrudan Hesaplaşma: Nükleer Tesisler Hedefte

Sürecin küresel ekonomiyi sarsan en büyük tırmanışı, İsrail ile İran arasındaki örtülü savaşın kinetik ve doğrudan bir çatışmaya dönüşmesi oldu. Karşılıklı misillemelerle başlayan gerilim, 13 Haziran 2025'te İsrail'in İran topraklarına yönelik başlattığı 12 günlük geniş kapsamlı hava saldırısıyla zirveye ulaştı.

ABD’nin de 22 Haziran 2025’te Natanz, Fordo ve İsfahan’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarla dahil olduğu bu süreç, Şubat 2026’da ortak bir askeri operasyonla ikinci bir aşamaya taşındı. İran’ın askeri liderliğinin yanı sıra sivil altyapısının ve ekonomik tesislerinin hedef alındığı bu iki rauntluk büyük çatışmada en az 3 bin 500 ila 6 bin arasında insan hayatını kaybetti. Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Körfez'deki ABD üslerini vurması dünyayı derin bir ekonomik krize sürükledi.

Haziran 2026 itibarıyla Washington ve Tahran arasında imzalanan Mutabakat Zaptı uyarınca, savaşı resmi olarak sonlandıracak 60 günlük teknik ve hukuki müzakereler süreci devam ediyor. Ancak Orta Doğu'da bin günde açılan stratejik ve insani yaraların nasıl sarılacağı belirsizliğini koruyor.