İstanbul’da, uluslararası para transferlerini yasa dışı yöntemlerle kendi kontrollerine alarak hayali POS işlemleri üzerinden devasa boyutlarda suç geliri elde ettiği iddia edilen 112 sanıklı şebekenin yargılanma süreci resmen başladı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki duruşma salonunda görülen ilk celseye tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından okunan iddianame, finansal sistemin kılcal damarlarına sızan organize suç ağının anatomisini gözler önüne serdi.
Suçun Kalbi Laleli: Merkez Bankası ve Hazine de Şikayetçi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma neticesinde hazırlanan iddianamede, suç ağının operasyonel merkezi olarak Fatih’in Laleli semti işaret edildi. Kamu düzenini ve ekonomik güvenliği doğrudan hedef alan bu yasa dışı faaliyetler nedeniyle Merkez Bankası ve Maliye Hazinesi de dosyada "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer aldı.
Sanıklara; "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "tefecilik", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Kanunu'na muhalefet" suçlamaları yöneltiliyor.
Akrabalık Bağlarıyla Örülmüş Güven Duvarı: "Dağ" Ailesi Tepe Noktada
İddianamenin en dikkat çekici detaylarından biri, suç örgütünün hiyerarşik yapısındaki sıkı aile bağları oldu. Savcılık tespitlerine göre, şebekenin sevk, idare ve genel stratejisini Muharrem Dağ yürütüyor. Para transfer mekanizmalarını tamamen kontrolü altında tutan Dağ’ın, alt kademedeki akrabalarına ve çalışanlarına doğrudan talimat verdiği belirtiliyor.
Örgütsel yapının ağırlıklı olarak Dağ, Elçiboğa, Acar ve Kaya aileleri etrafında şekillendiği; bu akrabalık ilişkilerinin organizasyon içinde bir "güven ve sadakat duvarı" olarak kullanıldığı vurgulanıyor. Abdulvahap Dağ, Emrullah Dağ ve Mehmet Ferah Dağ’ın ise farklı şirketler üzerinden operasyonları sahada koordine eden yönetici figürler olduğu ileri sürülüyor.
Milyarlık Çark Nasıl Döndü? Paravan Şirketler ve Döviz Büroları
Şebekenin yasa dışı finans trafiğini meşrulaştırmak ve ticari bir kılıf uydurmak adına karmaşık ve çok katmanlı yöntemler izlediği belirlendi. İddianameye göre; Dağlar Group, MHR Group, Atlantis, Global47 ve ANKA Group gibi düşük sermayeli ancak olağan hayatın akışına aykırı derecede yüksek işlem hacmine sahip paravan şirketler kuruldu.
Sistemden elde edilen kayıt dışı gelirlerin bankacılık ağı dışında saklanması, yönlendirilmesi ve nakde çevrilmesi için ise Taç Döviz, Aklar Döviz, Cengizler Döviz ve Tataroğlu Döviz gibi işletmeler "fiili emanet noktaları" olarak kullanıldı.
Libya Kartları ve Asgari Ücretli Kuryelerle "İz Kaybetme" Stratejisi
Örgütün ana finans kaynağının, ortada gerçek bir mal veya hizmet alım satımı olmaksızın, özellikle Libya ve diğer yabancı menşeili kredi kartlarıyla POS cihazları üzerinden yapılan fiktif (hayali) işlemler olduğu saptandı.
2018 yılından bu yana organize ve istikrarlı bir şekilde işletilen bu çarkta, uluslararası boyutta nakit transferi sağlamak amacıyla asgari ücretle çalışan kuryeler kullanıldı. Dikkat çekmemek adına aktif ticari faaliyeti olmayan akrabaların adına banka hesapları açtırıldığı, kara paranın bu hesaplar arasında döndürülerek sisteme sokulduğu ve en nihayetinde nakitleştirilerek aklandığı belgelendi.

Sanıklar İçin İstenen Cezalar Ağır
Mahkemede savunmaların alınmasıyla devam eden davada cezai talepler de netleşti. İddianamede, örgütün tepe yöneticileri konumundaki şüpheliler Abdulvahap Dağ, Mehmet Ferah Dağ ve Muharrem Dağ hakkında tüm suçlardan 14'er yıldan 33'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Örgüt üyeliği, tefecilik ve kara para aklama gibi suçlarla itham edilen diğer 109 şüphelinin ise 8 yıldan 28 yıla kadar değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor.