Marmara Denizi'nin derinliklerinde yatan jeolojik gizem, bilim insanlarının gelişmiş jeofizik yöntemleriyle yürüttüğü incelemeler sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Ana Marmara Fayı'nın kabuk yapısına ilişkin yayımladığı son değerlendirmede, bölgenin altında yatan devasa bir ısı kaynağına dikkat çekti. Yeraltındaki bu sıradı ortamın fay hareketlerini doğrudan etkilediğini belirten uzmanlar, ortaya çıkan yeni jeodinamik modelin olası sarsıntıların karakterini belirleyebileceğini ifade ediyor.
Marmara Fayı'nın Röntgeni Çekildi: 50 Kilometre Derinlikteki Ateş Topu Nedir?
Jeofizik araştırmaları kapsamında üç boyutlu gravite, Curie derinliği, ısı akısı ve manyetotellürik özdirenç verileri bir araya getirilerek bölgenin adeta röntgeni çekildi. Elde edilen verileri analiz eden Prof. Dr. Osman Bektaş, Orta Marmara Sırtı bölgesinin altında oldukça geniş bir alana yayılan kabuk-üst manto termal domunun varlığına işaret etti. Yer kabuğunun yaklaşık 50 kilometre altından başlayıp 60 kilometre genişliğe ulaşan bu yüksek sıcaklıktaki yapı, üzerinde daha ince ve kırılgan bir sismojenik kabuğun gelişmesine neden oluyor.
Bölgedeki bu ısı odaklı oluşum, Marmara Denizi tabanındaki fay hatlarının sadece tektonik baskılarla değil, aynı zamanda derinliklerden gelen yoğun termal enerjiyle biçimlendiğini kanıtlıyor. İnce sismojenik tabaka, yeraltındaki yüksek sıcaklığın etkisiyle kırılma ve enerji biriktirme süreçlerinde farklı davranışlar sergileyebiliyor.
Derin Sıcak Su ve Gaz Akışkanları Fayın Mekanik Yapısını Zayıflatıyor
Kabuk altındaki yüksek sıcaklığa sahip bu termal yapı, etrafındaki yaklaşık 40 kilometre genişliğe sahip fay zonuna sürekli biçimde gaz ve sıcak su gibi akışkanlar pompalıyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, söz konusu akışkan maddelerin fay hattında meydana getirdiği fiziksel değişimi vurgulayarak, bu durumun fayın kilitlenme direncini düşürdüğünü belirtti.
Derinlerden gelen akışkanların fayı mekanik anlamda zayıflatması, blokların birbirleri üzerinde aniden kırılmak yerine kademeli olarak kaymasını, yani "sürünme" (creep) hareketini kolaylaştırıyor. Yeraltındaki bu özel mekanizma, enerjinin tek bir devasa patlama yerine daha çok 6 ve üzeri büyüklükteki (M6+) depremler şeklinde açığa çıkma ihtimalini güçlendiriyor.
San Andreas Fayı ve Parkfield Örneği Marmara İçin Ne Anlama Geliyor?
Marmara Denizi altında tespit edilen bu jeolojik sistem, dünya üzerindeki diğer aktif fay hatlarıyla büyük benzerlikler taşıyor. ABD’de bulunan ünlü San Andreas Fayı'nın Parkfield kesiminde yapılan derin sondajlar ve manyetotellürik ölçümler, benzer bir akışkan mekanizmasının varlığını doğrulamıştı. California'daki bu bölgede de derin akışkanların fay üzerindeki sürtünmeyi azaltarak kademeli kaymalara ve belirli aralıklarla M6+ büyüklüğünde sarsıntılara yol açtığı tespit edilmişti.
Uluslararası literatürdeki bu somut kanıtlar, Marmara için geliştirilen yeni modelin bilimsel temelini sağlamlaştırıyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, California'da gözlemlenen derin akışkan etkisinin Marmara Fayı üzerinde de geçerli olabileceğini ve gelecekte yaşanacak deprem senaryolarının bu veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.