İstanbul Zeytinburnu’nda sahilde anne ve kızının cansız bedenlerinin bulunması kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bir vakıf yöneticisi tarafından istismar edildiğini iddia eden ve uzun süredir adalet nöbeti tutan Fatma Nur Çelik ile kızı H.İ.Ş.’nin ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı. Olayın ardından hem sivil toplum kuruluşlarından hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan peş peşe açıklamalar geldi. Yaşanan trajedi, devam eden dava süreci ve koruma tedbirleriyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Zeytinburnu’nda Anne ve Kızının Cansız Bedenleri Nasıl Bulundu?
Edinilen bilgilere göre Fatma Nur Çelik ile kızı H.İ.Ş.’nin cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu. Olay yerine gelen ekipler tarafından yapılan ilk incelemelerin ardından adli süreç başlatıldı. Anne ve kızının ölüm nedeni, yapılacak detaylı incelemeler sonrasında netlik kazanacak.
Yetkililer, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve tüm ihtimallerin değerlendirildiğini bildirdi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, sosyal medyada da kısa sürede gündem oldu.
Fatma Nur Çelik’in İstismar İddiası ve Adalet Nöbeti Süreci
Fatma Nur Çelik, bir vakıf yöneticisi tarafından çocuk yaşta istismara uğradığını, ilerleyen süreçte bu kişiyle evlendiğini ve kızı H.İ.Ş.’nin de küçük yaşlardan itibaren istismara maruz kaldığını öne sürmüştü. Açılan davanın sürdüğü süreçte Çelik, İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutuyordu.
Kamuoyuna yaptığı çağrılarla dikkat çeken Çelik, davasının takipçisi olduğunu ve sorumluların ceza almasını istediğini dile getiriyordu. Süreç, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle kamuoyunda yakından izleniyordu.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden Sert Açıklama
Anne ve kızının ölüm haberini duyuran Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada derin üzüntü içinde olduklarını belirtti. Dernek, Fatma Nur Çelik ve kızı H.İ.Ş.’nin davasını üstlendiklerini hatırlatarak yaşananlardan sorumluların hesap vermesi için mücadele edeceklerini vurguladı.
Açıklamada, müvekkillerinin uzun süredir ağır bir psikolojik yük altında olduğu ifade edilirken, olayın takipçisi olunacağı kaydedildi. Paylaşım, kısa sürede çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Açıklaması: Koruma Kararı Var mıydı?
Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, istismar iddiasıyla gündeme gelen çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi kararıyla Sağlık ve Danışmanlık Tedbiri uygulandığını bildirdi.
Açıklamada, çocuğun sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine tedavi sürecinin aksamaması için çalışmalar yürütüldüğü belirtildi. Ancak annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği, bu nedenle sürecin sağlıklı ilerlemediği ifade edildi.
Bakanlık, çocuğun sağlık durumunun risk altında olduğunun değerlendirilmesi üzerine 2 Mart tarihinde acil koruma kararı çıkarıldığını ve konunun adli makamlara intikal ettirildiğini aktardı. Aynı gün adrese gidildiği ancak kimseye ulaşılamadığı, akşam saatlerinde ise anne ve çocuğun hayatını kaybettiği yönünde ihbar alındığı kaydedildi.
İstismar Davası Devam Ederken Yaşanan Trajedi
Fatma Nur Çelik’in istismar iddiasına ilişkin açılan dava sürerken yaşanan bu ölüm olayı, sürecin birçok yönüyle yeniden tartışılmasına neden oldu. Hem yargı süreci hem de sosyal hizmet müdahaleleri kamuoyunun odağında yer aldı.
Bakanlık açıklamasında, bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak kamuoyuna yansıttığı ifade edilerek, çocuğun üstün yararı doğrultusunda atılan adımların farklı bir algı oluşturacak şekilde sunulmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Soruşturma Sürüyor
Zeytinburnu’nda hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik ve kızı H.İ.Ş.’nin ölümüyle ilgili adli soruşturma devam ediyor. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili birimlerin çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Kamuoyu, hem istismar iddialarına ilişkin davanın seyrini hem de anne ve kızının ölümüne dair soruşturmanın sonucunu yakından takip ediyor. Yaşanan trajedi, çocukların korunması, istismar davalarının etkin yürütülmesi ve sosyal hizmet mekanizmalarının işleyişi konularında yeni bir tartışma başlatmış durumda.