Yeni Birlik Gazetesi Gündem İşveren istiyor, işçi karşı çıkıyor: Asgari ücrette yeni model kriz yarattı!

İşveren istiyor, işçi karşı çıkıyor: Asgari ücrette yeni model kriz yarattı!

İşveren ve işçi dünyasını karşı karşıya getiren bölgesel asgari ücret tartışması yeniden alevlendi. Yaşam maliyetine göre ücret modeli, ekonomide yeni bir dönemin kapısını aralayabilir mi?

Bölgesel asgari ücret; metropollerdeki yüksek yaşam giderleri ile Anadolu'daki görece düşük yaşam maliyetlerini dikkate alan bir ücretlendirme modeli olarak öne çıkıyor. Bu sistemde standart tek bir rakam yerine; kira, ulaşım, gıda ve genel harcama endeksleri baz alınarak şehirlere veya bölgelere özel taban aylıklar belirleniyor. İstanbul gibi yaşamın pahalı olduğu illerde asgari ücret tavan yaparken, maliyetlerin daha düşük olduğu bölgelerde taban seviyelerde tutulması hedefleniyor.

Türkiye Bu Modeli Daha Önce Denemiş Miydi?

Türkiye, bölgesel ve sektörel ücret farklılaştırmasına yabancı bir ülke değil. Geçmişe bakıldığında 1951, 1967, 1969 ve 1973 yıllarında benzer modellerin uygulandığı görülüyor. O dönemlerde büyükşehirler ile doğu illeri arasında belirgin ücret uçurumları oluşmuştu. Ancak anayasal eşitlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve sosyal dengeleri bozduğu gerekçesiyle bu uygulamadan vazgeçilerek ülke genelinde tekil ve standart asgari ücret sistemine geçiş yapılmıştı.

Küresel Örnekler ve Türkiye Dinamikleri

Bölgesel ücret sistemi dünyada özellikle eyalet yapısına sahip ABD veya eyalet bazlı idare edilen Çin, Japonya ve Portekiz gibi ülkelerde uygulanıyor. Ancak uzmanlar, bu ülkelerdeki sosyal güvenlik altyapısı, vergi düzenlemeleri ve genel ücret ölçeklerinin Türkiye’deki mevcut yapıdan çok farklı olduğunu vurguluyor. Bu sebeple yurt dışındaki modellerin birebir Türkiye ekonomisine entegre edilmesinin ciddi uyum sorunları yaratabileceği belirtiliyor.

Yeni Sistemin Getirebileceği Riskler ve Zorluklar

Kriter Belirleme Güçlüğü: Hangi bölgenin hangi kategoride yer alacağını adil bir şekilde tespit etmek oldukça karmaşık. Satın alma gücü, kişi başı milli gelir ve kira endekslerinin ortak bir paydada buluşturulması teknik olarak zor görünüyor.

İç Göç Baskısı ve İş Gücü Kaybı: Düşük ücret belirlenen şehirlerden yüksek ücretli metropollere doğru yeni bir iç göç dalgası yaşanabilir. Bu durum, Anadolu’da nitelikli iş gücü bulmayı zorlaştırırken büyükşehirlerdeki altyapı ve barınma krizini tırmandırabilir.

Sosyal Güvenlik Sistemine Darbe: Düşük ücret uygulanan bölgelerde ödenen sosyal güvenlik primleri de azalacağı için uzun vadede SGK'nın prim gelirleri düşebilir. Bu durum, çalışanların ileride daha düşük emekli aylığı alması riskini doğurur.

Ekonomi yönetiminin ve sosyal tarafların önümüzdeki dönemde bu konuyu hangi parametrelerle ele alacağı, çalışma hayatının geleceği açısından belirleyici olacak.