Beyaz Saray, 19 Haziran’da İsviçre’de imzalanması beklenen tarihi ABD-İran mutabakatı öncesinde bölgedeki stratejik hedeflerine açıklık getirdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’ın İran politikasının temelinde rejim değişikliği ya da sürgündeki Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’yi yönetime getirmek gibi bir niyetin bulunmadığını net bir dille ifade etti. Megyn Kelly’nin YouTube kanalına konuk olan Vance, Trump yönetiminin asıl odağının Tahran'ın nükleer faaliyetlerini kalıcı olarak bitirmek olduğunu vurguladı.
Bölgedeki askeri ablukaların kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören bu tarihi uzlaşı, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi tarafından da doğrulandı. Ancak anlaşmanın Lübnan cephesini de içermesi, işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini açıklayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminde ciddi çatlaklara yol açtı.
"Rejim Değişikliği Bizim Değil, İran Halkının Meselesi"
Başkan Yardımcısı JD Vance, röportajında Donald Trump’ın İran’ın iç işlerine doğrudan müdahale etmek gibi bir ajandası olmadığını belirtti. "Trump, hiçbir zaman amacının Rıza Pehlevi'yi İran'ın başına geçirmek olduğunu söylemedi" diyen Vance, Washington'ın sınırlarını çizdi. İran halkının mevcut yönetime yönelik olası bir memnuniyetsizliği veya ayaklanma ihtimalini de değerlendiren Vance, bunun tamamen İran halkı ile Tahran hükümeti arasındaki iç bir mesele olduğunu, ABD'nin bu konuda bir dayatması olamayacağını kaydetti.
"Nükleer Program Bitmezse Ekonomik Fayda Yok"
Washington’ın Tahran karşısındaki öncelikli kırmızı çizgisinin nükleer silahlanma olduğunun altını çizen Vance, bu sürecin diplomatik kanallarla çözülmesini arzuladıklarını ancak gerektiğinde askeri seçeneklerin de masada kalmaya devam edeceğini hatırlattı. Yapılan anlaşmayı Orta Doğu için "dönüştürücü bir bölgesel barış planı" olarak tanımlayan Vance, sürecin başarılı olabilmesi için uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması ve sıkı denetim mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini söyledi. Vance, İran'ın ekonomik kazanımlar elde edebilmesinin tek yolunun, uzlaşılan kurallara tam uyum göstermesi olduğunu sözlerine ekledi.
"Marshall Planı ile Kıyaslanamaz"
Kamuoyunda bu yeni mutabakatın II. Dünya Savaşı sonrasındaki Marshall Planı’na benzetilmesine de karşı çıkan Vance, iki plan arasında çok temel bir finansman farkı olduğunu belirtti. Vance, "Marshall Planı doğrudan Amerikan vergi mükelleflerinin fonlarıyla finanse edilmişti. Bu anlaşmada ise Amerikan halkının cebinden çıkan tek bir kuruş bile yok" diyerek, sürecin ABD ekonomisine yük olmayacak şekilde kurgulandığını ifade etti.