Kıbrıs Türk halkının hafızasında derin iz bırakan Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının canlı tanığı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974’te yaşanan insanlık dışı vahşeti İHA’ya anlattı. İkinci Barış Harekâtı’nın başlamasıyla birlikte kaçan Rumlar, silahsız 126 Kıbrıs Türkü’nü hedef alarak katliama imza attı. En küçüğü 16 günlük, en büyüğü 95 yaşındaki kurbanları, katliam çukuruna gömdükleri belirtildi.
Yıllarca unutulmayan bir trajedi
Aşır, Muratağa-Atlılar-Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı olarak, bu olayların sadece üç köyün değil, tüm Kıbrıs Türk halkının hafızasında yer ettiğini vurguladı. 14 Ağustos'ta EOKA mensupları tarafından gerçekleştirilen katliam sırasında, üç köyün toplam nüfusunun sadece 248 kişi olduğunu hatırlatan Aşır, katliamın izlerinin Türk askerlerinin 1-2 Eylül 1974 tarihlerinde yaptığı aramalarda ortaya çıktığını ifade etti.
Uzun geçmişe dayanan acılar
Aşır, katliamın yalnızca 14 Ağustos ile sınırlı olmadığını, Türk halkına yönelik saldırıların çok daha öncesine dayandığını belirtti. Kıbrıs’taki Türk varlığının başladığı 1571 yılından itibaren Türkler ile Rumların birlikte yaşadığını anlattı. Fakat 1878’de İngiltere’nin adayı yönetmesiyle başlayan baskılar, Kıbrıs Türklerinin yaşam koşullarını zorlaştırdı.
EOKA terör örgütünün 1955’te kurularak adayı Yunanistan’a bağlama girişimlerinde bulunduğunu hatırlatan Aşır, buna karşı Türklerinin kendi savunmalarını oluşturarak Mücahit teşkilatını kurduğunu kaydetti. Ancak Muratağa, Atlılar ve Sandallar köylerinin mücahitsiz kalması, bu köylerde trajedinin yaşanmasına zemin hazırladı.
Aşır, babasının kendilerini koruma çabalarından örnekler vererek, ruhsal durumlarını nasıl etkilediğini anlattı. 15 Temmuz 1974’teki darbenin ardından, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başlamasının, katliam girişimlerini sona erdirdiğini, ancak Rumların geri çekilirken savunmasız Türk sivilleri katletmeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Sonuçta Aşır, katliam çukuruna gidişini ve karşılaştığı manzarayı unutamadığını ifade etti. Ailesinin bu vahşetteki durumu konusunda yaşadığı belirsizlik, acısının derinleşmesine yol açtı. Bir arkadaşından köyde kimsenin kalmadığını öğrenmesinin ardından yaşadığı dehşeti dile getiren Aşır, her şeyin yıkıldığını ve köyde bıraktığı hayatın sona erdiğini düşündü.
Adalet arayışının izleri
Aşır, katliamın uluslararası basın tarafından kayda geçirildiğini fakat bu vahşetin sorumlularının hâlâ yargılanmadığını, gözlerin bu olaylara kapanmasını eleştirdi. Şehitlerin kimlik tespit işlemlerinin yıllar sonra yapıldığını ve Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi olarak Türk bayrağının dalgalandığını belirtti.
Konuşmasını sonlandırırken, iki toplum arasında kalıcı bir anlaşma olanağının bulunmadığını düşündüğünü ifade eden Aşır, her iki taraf arasındaki nefreti aşmanın zorluğuna da dikkat çekti. "Eğer gerçek bir barış olsaydı, bu 52 yıl içinde bir sonuç alınırdı. Ancak bu hedef hep farklıydı" diyerek, Kıbrıs sorununun çözümüne dair mevcut durumu sorguladı.

Kıbrıs Türk halkının hafızasına kazınan Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının canlı tanığı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974'te EOKA mensuplarınca gerçekleştirilen insanlık dışı vahşeti İHA'ya anlattı. İkinci Barış Harekâtı'nın başlamasıyla kaçan Rumların, en küçüğü 16 günlük, en yaşlısı 95 yaşında olan 126 savunmasız sivili katledip çöplüğe gömdüğünü belirten Aşır; babasının köpeği sayesinde katliam çukuruna ulaşarak yaşadığı acıyı ve uluslararası kamuoyunun gözü önünde cezasız kalan bu soykırımı gözler önüne serdi.