Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesindeki "Özel Koleksiyon" bölümüne eklediği yeni belgeyle, teşkilatın selefi olan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti'nin (MAH) operasyonel kabiliyetine ışık tuttu. 16 Ağustos 1940 tarihli belge, Ankara’nın tarihi semti Ulus’ta kimliği belirsiz, yabancı uyruklu olduğundan şüphelenilen bir şahsın peşine düşülen o heyecan dolu saatleri anlatıyor.
TAN KIRTASİYE’DEKİ ŞÜPHELİ MÜŞTERİ
İstihbaratın radarına giren olay, Ulus Meydanı’ndaki meşhur Tan Kırtasiye’de başlıyor. Mağaza sahiplerinin ihbarına göre; kısa boylu ve sarışınca, Rus veya Bulgar olduğu tahmin edilen bir adam, bir "Leica" fotoğraf makinesiyle birlikte tam 35 makara film satın alıyor. Ancak şahsın asıl dikkat çeken faaliyeti, aldığı makineyle "yazı kopyası ve büyütme" tekniklerini öğrenmeye çalışması oluyor. Casusluk şüphelerini zirveye taşıyan hamle ise adamın bir "agrandisman" (büyütme cihazı) almak istemesiyle geliyor.
SHELL DEPOSUNDAN 'MODİFİYE' CİHAZ TUZAĞI
Tan Kırtasiye sahipleri, ellerinde olmayan cihaz için yaratıcı bir çözüm sunuyor: Shell benzin deposunda bulunan bir kondansatörü alıp, ona objektif ve ayak ekleyerek işe yarar hale getirmeyi vadediyorlar. MAH Riyaseti, bu "modifikasyon" randevusunu bir operasyon fırsatına çeviriyor. Belgede yer alan emirde, 17 Ağustos Cumartesi günü mağazaya gelecek olan bu şahsın "behemehal" (mutlaka) teşhis edilmesi ve neyin peşinde olduğunun açıklığa kavuşturulması isteniyor.
"UYANIŞ VE GAYRET BEKLENİR"
Belgenin en dikkat çekici kısımlarından biri de saha ajanlarına verilen talimatlar. Mağaza sahiplerinin durumdan şüphelenmemesi için gizli bir "tarassut" (gözetleme) emrediliyor. MAH Başkan Yardımcısı imzalı notta, "Gizli istihbarat servisinin karakteristik mesaisi olan ve bu kadarcık alametlerden bir ipucu temin ederek meseleyi tenvir etmek keyfiyeti Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadesiyle personelin dikkati kamçılanıyor.
YA CASUS YA DA HİÇ: "KATIYETLE TESPİT EDİN"
MİT’in paylaştığı bu tarihi emir, sadece suçlu peşinde koşmuyor; aynı zamanda profesyonel istihbaratçılığın altın kuralını hatırlatıyor. Emir yazısında, bu alışverişin masum olup olmadığının da "katiyetle" tespit edilmesinin bir muvaffakiyet (başarı) olduğu vurgulanıyor. 86 yıl sonra paylaşılan bu rapor, Ankara’nın o dönemde nasıl bir casuslar savaşına sahne olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.