Yeni Birlik Gazetesi Gündem Komşuya "Fransız Öpücüğü": Miçotakis ve Macron’un stratejik yalnızlığı

Komşuya "Fransız Öpücüğü": Miçotakis ve Macron’un stratejik yalnızlığı

Yunanistan ve Fransa, 2021 tarihli savunma anlaşmasını "sonsuza dek" diyerek nikah masasına taşıdı. Atina'da Belharra fırkateynlerinin gölgesinde düzenlenen imza töreni, iki liderin "sınırlarımızdan büyük düşünüyoruz" romantizmiyle birleşince, ortaya NATO içinde "alternatif değiliz ama biz bize yeteriz" çelişkisi çıktı.

Atina’da deniz havası liderlere iyi gelmiş olacak ki, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Paris’te başlayan "savunma flörtünü" resmiyete dökerek anlaşmayı ucu açık bir şekilde yeniledi. Pire Limanı’ndaki "Kimon" fırkateyninin güvertesinde poz veren liderler, Avrupa’nın "stratejik özerklik" masalına yeni bir bölüm ekledi.

"Beton Gibi" Sözler, Plastik Gibi Gerçekler

Macron, Lizbon Antlaşması’nın 42. maddesini (karşılıklı savunma yükümlülüğü) "beton gibi" niteleyerek Atina’ya mavi boncuk dağıtmaya devam etti. Yunanistan’ın sınırlarını "Avrupa’nın sınırı" ilan eden Miçotakis ise, faturasını halkın ödediği Rafale uçakları ve Belharra gemilerinin ardından şimdi de raf ömrü dolan MICA füzelerini Fransızlara modernize ettirmek için yeni bir çek kesti. Görünüşe göre Fransa’nın Yunanistan’a olan desteği, Yunanistan’ın Fransa’dan aldığı fatura tutarıyla doğru orantılı bir seyir izliyor.

NATO’ya Selam, Kendi Yoluna Devam

Her iki lider de açıklamalarında "NATO’yu zayıflatmıyoruz" diyerek ittifakın patronlarına mesaj göndermeyi ihmal etmedi. Ancak imzalanan 8 yeni anlaşma ve "saldırı anında yardımlaşma" maddesi, "NATO’ya alternatif değiliz ama NATO bizi korumazsa bu protokol cebimizde dursun" pragmatizminin bir dışa vurumu olarak yorumlandı. Macron’un "sınırlarımızdan daha büyük düşünüyoruz" ifadesi, kendi iç siyasetinde sıkışan iki liderin Akdeniz sularında "vizyonerlik" oynama çabası olarak Atina sokaklarında yankılandı.

Hürmüz Boğazı'nda "Bedava Geçiş" Hayalleri

Basın toplantısının en yaratıcı kısmı ise liderlerin Hürmüz Boğazı hakkındaki temennileriydi. Orta Doğu’da sular ısınırken, iki liderin Hürmüz Boğazı’nın "barışçıl ve herhangi bir ödemeye tabi olmadan" açık kalması yönündeki dilekleri, sahadaki jeopolitik gerçeklikten ziyade bir "iyi niyet mektubu" tadında kaldı. Miçotakis’in "stratejik özerklik için rekabetçi Avrupa" vurgusu ise, savunma bütçesini Paris’e ihale eden bir ülke için oldukça ironik bir "ekonomik vizyon" olarak kayıtlara geçti.