İran’ın hafta sonu gerçekleştirdiği füze saldırılarında Doha, Dubai ve Manama’daki askeri noktaların vurulduğu açıklandı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde en az üç kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi.
Dubai’de bazı simgesel yapılar ile havalimanı çevresinde hasar meydana geldiği aktarıldı. Bahreyn’in başkenti Manama’da yüksek katlı binaların zarar gördüğü, Kuveyt Havalimanı’nın da isabet aldığı bildirildi.
Doha’nın bazı bölgelerinde dumanların yükseldiği belirtilirken, Suudi Arabistan Riyad ve ülkenin doğu kesimlerinin hedef alındığını duyurdu. Katar, Umman, Kuveyt ve Bahreyn’de de yaralıların bulunduğu ifade edildi.
Diplomasi Girişimleri ve Değişen Denge
Uzmanlara göre Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler, çatışmayı önlemek amacıyla haftalardır diplomatik temas yürütüyordu. Özellikle Umman’ın Washington ile Tahran arasında dolaylı görüşmelere aracılık ettiği belirtildi.
İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklamayacağı ve mevcut stokları azaltacağı yönündeki mesajlarının diplomasi cephesinde temkinli bir iyimserlik oluşturduğu kaydedildi. Ancak ABD ve İsrail’in operasyon başlatmasıyla dengelerin değiştiği ifade edildi.
Analistlere göre Körfez başkentlerinin doğrudan hedef alınması, bölge kamuoyunda farklı bir tablo ortaya çıkardı. Askeri karşılık verilmesinin ise ayrı riskler barındırdığı belirtiliyor.
KİK ve Peninsula Shield Seçeneği
Bölge yönetimlerinin hem egemenlik ve güvenlik mesajı verme hem de iç politik dengeleri gözetme zorunluluğu bulunduğu ifade ediliyor. Olası adımların ABD ya da İsrail’le açık koordinasyon yerine Körfez İşbirliği Konseyi çatısı altında değerlendirilebileceği belirtiliyor.
1984’te kurulan ve 2013’te Birleşik Askeri Komutanlık yapısına dönüştürülen Peninsula Shield gücünün seçenekler arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Kritik Altyapı Endişesi
Körfez ülkelerinde en büyük kaygının enerji tesisleri, elektrik şebekeleri ve su arıtma altyapısına yönelik olası saldırılar olduğu bildiriliyor. Bölgenin iklim koşulları nedeniyle klima sistemleri ve deniz suyunun arıtılması hayati önem taşıyor.
Bu tesislerin devre dışı kalmasının günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceği belirtiliyor. Enerji altyapısına yönelik saldırıların bölge ekonomileriyle birlikte küresel enerji piyasaları üzerinde de etkili olabileceği ifade ediliyor.
Körfez ülkelerinin uzun süredir yatırım ve turizm açısından güvenli merkezler olarak konumlandığı, son gelişmelerin bu algı üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Saldırıların ardından başkentlerde kapsamlı güvenlik ve strateji değerlendirmeleri başlatıldı. İran’ın bundan sonraki adımlarının bölgedeki sürecin seyrinde belirleyici olacağı belirtiliyor.